Geçtiğimiz Mart ayında Sudan isimli son erkek beyaz gergedanın, korunduğu hayvanat bahçesinde öldüğü, türün sağ olan tek erkek bireyinin ölmesiyle de pratik olarak neslinin tükendiği haberlerini aldık. Peki, bu karamsar tablo ne kadar gerçeği yansıtıyor? Beyaz gergedanlar için yapılabilecek her şey bitti mi gerçekten? Hem evet, hem hayır.

Yukarıdaki soruya akılcı bir cevap verebilmek için öncelikle beyaz gergedanların bilimsel sınıflandırılmasını iyi anlamamız gerekiyor. Dünya’da şu an beş adet gergedan türü bulunmakta. Sumatra Adası’nda (Endonezya ve Malezya) bulunan Sumatra Gergedanı, Java Adası’nda (Endonezya) bulunan Java Gergedanı, Hindistan ve Nepal’de bulunan Yukarı-tek boynuzlu Gergedan ve Afrika Kıtası’nda bulunan Siyah ve Beyaz Gergedan. Beyaz Gergedan Afrika Kıtası’nda bulunan iki gergedan türünden biri ve kendi içerisinde iki alt tür bulunduruyor: Kuzey Beyaz Gergedan ve Güney Beyaz Gergedan. Nesli tükendi haberleri bu alt türden birine, Kuzey Beyaz Gergedan’a ait! Güney Beyaz Gergedan’dan şu anda doğada yaklaşık 20.000 birey bulunduğu düşünülüyor! Uzun lafın kısası, evet pratik olarak beyaz gergedanların bir alt türünün nesli tükendi, fakat o alt türe genetik olarak çok yakın kabul edilebilecek başka bir alt tür daha mevcut.

Kuzey Beyaz Gergedanlar’ın neslinin tükenmesi bilim insanları için beklenmedik bir son değildi. Son 10-15 yıl bu alt türün neslinin tükenmesi için bir geri sayımdı desek abartı olmaz. Doğadaki nüfusları aşırı derecede kaçak avlanmaya maruz kaldığından (gergedan boynuzu ve derisi kaçak ticarette çok rağbet görüyor) yok olmuş, mevcut bireyler de dünyanın çeşitli yerlerinde esaret altında bakılıyordu. En son geriye kalan üç bireyden erkek olan Sudan, iki dişi Fatu ve Najin, rahat çiftleşebilmeleri için doğal yaşam alanlarında (Kenya’da) yüksek güvenlik tedbirli bir yere alınmıştı fakat çiftleşmeleri başarılı olamadı. Sudan’ın ölüm sebebi ise yaşlılığına bağlıydı. Sudan ölmeden önce spermleri toplandı ve donduruldu. Öldükten sonraki yarım saat içerisindeyse vücudunun çeşitli bölgelerinden doku örnekleri toplanarak koruma altında alındı. Dişilereyse aynı yerde bakılmaya devam ediliyor. Peki bundan sonra ne olacak? Bu kadar kapsamlı hücre örneklemesi yapılmışken, bu alt türü ‘geri getirebilmek’ için biyoteknolojik yöntemlerden yararlanabilir miyiz?

Bu noktada ilk akla gelen Sudan’dan toplanan spermlerin geriye kalan dişilere enjekte edilmesi veya dişilerden yumurta toplanarak laboratuvar koşullarında döllenme çalışmaları yürütülmesi olabilir. Bu şekilde yapılan suni dölleme, insanlarda, farelerde ve çiftlik hayvanlarında çokça denendi, hatta son olarak bizonlarda denenip başarılı da oldu. Maalesef gergedanlarla ilgili henüz bir çalışma mevcut değil. Üstelik beyaz gergedan dişilerinin yumurtalıkları çok derinde ve bu yöntemler için geriye kalan iki dişinin bir operasyon geçirmesi gerekiyor. Olası bir aksi durumda geriye kalan dişileri de tehlikeye atmış olmak, son iki bireyi kalmış bir alt tür için hayli riskli bir seçenek gibi duruyor.

Akla gelen bir başka yöntemse Kuzey Beyaz Gergedan sperm ve yumurtalarını laboratuvar koşullarında oluşturmak. Vücut hücrelerini çeşitli yöntemlerle pluripotent kök hücrelere (henüz farklılaşmamış ve vücuttaki diğer hücre tiplerine dönüşebilme kapasitesine sahip kök hücre tipi) çevirme ve daha sonra bu kök hücrelerinden çeşitli özelleşmiş hücre meydana getirme daha önce farelerde denenmiş ve başarılı olmuş bir taktik. Güzel haber, beyaz gergedanların vücut hücrelerinden pluripotent hücreler başarılı bir şekilde meydana getirildi, hatta sonrasında bu hücreler laboratuvar koşullarında sinir ve ‘atan’ kalp hücrelerine de çevrilebildi. Henüz sperm ve yumurta yapılmadı ama bu çalışmaları yürüten, Scripps Araştırma Enstitüsü Rejeneratif (Yenilemeli) Tıp Merkezi yöneticisi bilim insanı Dr. Loring yakın bir gelecekte yumurta ve sperm üretmenin de mümkün olacağını söylüyor.

Her iki yöntemin de artı ve eksi yanları mevcut, gerçekleştirilebilmeleri için zamana ve büyük bir bütçeye ihtiyaç olduğu da aşikâr. Fakat ortadaki en büyük sorun, geriye kalan iki dişinin anne-kız olmaları ve ikisinin de Sudan’la yakın akraba olmaları. Yani ne yapılırsa yapılsın bu hayvanların genomlarından elde edilecek sperm ve yumurtalar soy içi döllenme oranının çok yüksek olduğu yeni bireyler oluşturacak. Dolayısıyla eldeki teknoloji izin verse ve koca bir topluluk üretilebilse bile bütün bireyler birbirleriyle çok yakın akraba olacaklar ve bu da genetik olarak bir sürü başka zorluğa sebep olacak (insanlarda çok yakın akrabaların evlendiğinde çocuklarının hasta doğma olasılığının çok yükselmesi gibi). Bu durumda da Kuzey Beyaz Gergedanlar ile Güney Beyaz Gergedanlar’ın çiftleştirilerek kuzey alt türünün en azından genomlarından bir kısmının korunabileceği fikri çıkıyor. Böyle bir deneme üzerine 2000’li yılların başında çalışılmış, doğan melez yavruysa bir süre sonra ölmüştü. Belki farklı biyoteknolojik yöntemlerle yeni melezleme yöntemleri birleştirilirse, soy içi döllenme en aza indirgenerek Kuzey Beyaz Gergedanlar’ın evrimsel mirası olan genomları verimli bir şekilde korunabilir böylece…

Tüm bunların dışında, yukarıda bahsi geçen yöntemlerin denenip geliştirilmesi milyonlarca dolara mal olacak projeler. Diğer taraftan da bu araştırmaların etik kısmı gündeme geliyor, soyu tükenmiş hayvanları, sürdürülebilirliği tartışılacak şekilde dünyaya yeniden getirebilmek için bu kadar para harcamak yerine bu bütçeleri nesli tehlike altında olan diğer türlere ayırmak daha iyi olabilir mi? Peki öncelik belirlemeyi kim, nasıl yapacak? Her halükarda şu reddedilemez bir gerçek: gergedanların soyu biz insanlar yüzünden tehlike altında ve bu hayvanların korunması için bir şeyler yapmak bizim sorumluluğumuz. Hayvanların nesli tükenmeden harekete geçmekse, nesilleri tükendikten sonra hareket etmeye nazaran çok daha ucuz ve çok daha gelecek vaat eden bir yaklaşım! Kuzey Beyaz Gergedanlar bir daha doğal yaşam alanlarında eski sayılarında var olabilecek mi emin değiliz, fakat bu sorunun cevabını ararken öğreneceğimiz bir sürü şey diğer hayvanların benzer durumlara düşmemesi için bize ders olur diye umuyoruz.

 

Yazıyı derleyen: F. Gözde Çilingir

Düzenleyen: Burcu Erdoğan

 

Kaynaklar:

Allman, T. (2014) White Rhino: Fears for Future of Endangered Species. 27 Haziran 2018 tarihinde erişildi: https://www.bbc.com/news/av/world-30559853/white-rhino-fears-for-future-of-endangered-species

Ben-Nun, I.F., Montague, S.C., Houck, M.L., Tran, H.T., Garitaonandia, I., Leonardo, T.R., Wang, Y.C., Charter, S.J., Laurent, L.C., Ryder, O.A. & Loring, J. F. (2011). Induced pluripotent stem cells from highly endangered species. Nature Methods, 8(10), 829.

Colorado State University (2018) First IVF Bison Calf Joins NoCo Herd. 27 Haziran 2018 tarihinde erişildi: https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-03/csu-fib032618.php

Emslie, R. (2012). Ceratotherium simum. The IUCN Red List of Threatened Species 2012: e.T4185A16980466. 28 Haziran 2018 tarihinde erişildi: http://dx.doi.org/10.2305/IUCN.UK.2012.RLTS.T4185A16980466.en.

Frozen Zoo, San Diego Institute for Conservation Research (n.d) White Rhino. 27 Haziran 2018 tarihinde erişildi: http://institute.sandiegozoo.org/species/white-rhino

Gibbens, S. (2018) After Last Male’s Death, Is the Northern White Rhino Doomed? 27 Haziran 2018 tarihinde erişildi: https://news.nationalgeographic.com/2018/03/northern-white-rhino-male-sudan-death-extinction-spd/

Hayashi, K., Ogushi, S., Kurimoto, K., Shimamoto, S., Ohta, H., & Saitou, M. (2012). Offspring from oocytes derived from in vitro primordial germ cell–like cells in mice. Science, 1222482.

World Wildlife Fund (n.d) White Rhino. 27 Haziran 2018 tarihinde erişildi: http://wwf.panda.org/knowledge_hub/endangered_species/rhinoceros/african_rhinos/white_rhinoceros/

 

Görsel Kaynağı:

Hannjesch (2018) White Rhino. 27 Haziran 2018 tarihinde şu bağlantıdan alındı: https://hannjesch.de/