Büyüklerimizden duymuşuzdur eskiden şımarmasın diye bebeklere sevgi gösterilmezmiş, uykudayken sevilirmiş ancak. Şimdilerde ise bebekleri sevgiye boğuyoruz. Son yıllarda insanlar üzerinde yapılmaya başlanan araştırmalara göre bebeklerin gelişimi için aslında doğru olanı yapıyoruz. Sırasıyla 94 ve 125 bebek üzerinde yapılan çalışmalardan biri sarılmanın bebeklerin DNA’sını değiştirdiğini, diğeri ise beyin gelişimini güçlendirdiğini göstermiş. Zaten sarılmanın yetişkinlere bile ne kadar iyi geldiği bilinirken bebeklere olan faydasına şaşırmamalı. Bu yazıyı okuduktan sonra etrafınızda varsa bir bebeğe, yoksa sevdiğiniz birine, kimse yoksa da kendinize sarılın!

British Columbia Üniversitesi’nden Moore vd. tarafından Aralık 2017’de yayınlanan başka bir araştırmada, bir bebeğe sarılma miktarının bağışıklık sistemi ve metabolizmayı etkileyen alanlar da dahil olmak üzere bebeğin DNA’sı üzerinde en az beş noktada metilasyonu arttırdığı görülmüş. Kısaca tanımlayacak olursak DNA metilasyonu DNA’ya metil (CH3) grubunun eklenmesiyle gerçekleşen epigenetik bir mekanizma; yani DNA dizisinde hiçbir değişiklik gerçekleşmeksizin gen ifadesini etkileyerek genin işlevini değiştiriyor. Çalışmada ölçülen epigenetik yaşa (yani genomdaki belli bölgelerde DNA metilasyonunun değişimi temel alınarak tahmin edilen biyolojik yaşa) göre; bakıcılarıyla az temas eden bebeklerde bebek sıkıntısının (distress) epigenetik yaşla ilişkili olduğu bildirilmiş. Bu sonuçlar erken doğum sonrası temasın çocuk biyolojisi ile kalıcı ilişkilere sahip olduğunu göstermiş oluyor.

Maitre vd. tarafından Nisan 2017’de yayınlanan bir araştırmada ise bebeklerin prematüre olma derecesinin dokunmaya olan beyin tepkilerinin zayıflama miktarını belirlediği gösterilmiş. Perinatal deneyimlerin (28. gebelik haftası – doğum sonrası 4 hafta) daha sonraki algısal, bilişsel ve sosyal gelişimin arasındaki duyusal iskeleyi şekillendirdiği söyleniyor. Şimdi biraz makaledeki detaylara bakalım. Her yıl erken doğan 15 milyon bebeğin çoğu ilk haftalarını yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde (NICU) geçiriyorlar (2012 Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporuna göre). NICU duyusal ortamları her ne kadar bu bebeklerin desteklenmesi ve hayatta kalması için gerekli olsa da, şartları anne karnından yani tam dönem (zamanında doğan) bebeklerin olgunlaştığı ortamdan oldukça farklı. Bu nedenle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde kalmanın prematüre bebeklerin fonksiyonel beyin organizasyonunun gelişimini etkilediği düşünülmektedir. Yine de duyusal sistemlerin bütünlüğü, etkili algı ve davranışı belirler. Yenidoğanlarda dokunma, kişilerarası etkileşimlerin ve duyusal-bilişsel gelişimin köşe taşıdır. Nörogelişimsel sonuçları iyileştirmek için kullanılan NICU tedavileri, büyük ölçüde dokunmaya dayanır. Buna karşın, prematüre doğumda beyin olgunlaşmasının ve erken yaşam deneyimlerinin kalitesinin (örneğin, acı veren dokunmaya karşı destekleyici dokunma) duyusal sisteminin gelişimini şekillendirmek için nasıl etkileştiği çok az biliniyor. Bu çalışmada, zamanında doğan bebeklerde sahte uyaranlardan farklı olarak hafif dokunuşa karşı verilen kortikal (korteksle ilgili) tepkilerin mekansal, zamansal ve genlik (amplitude) özellikleri belirlenmiş. Daha sonra, bu veri güdümlü analitik çerçeveyi, doğumdaki prematüre derecesinin, hastaneden taburcu olma sırasında (sahte olmayan) hafif dokunmaya karşı verilen tepkinin ne ölçüde azaldığını belirlediğini göstermek için kullanmışlar. Bu sonuçlara dayanarak, prematüre ve analjezikler için kontrol yaparken, destekleyici deneyimlerin (örneğin, emzirme, ten teması ile bakım) daha güçlü beyin tepkileriyle, ağrılı deneyimlerin (örneğin deri delinmeleri, tüp sokmalarının) ise aynı dokunma uyaranlarına karşı azalmış beyin tepkileriyle ilişkili olduğunu göstermişler.

Bu makaleleri okuyunca aklıma yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebeklere sarılmayı görev edinmiş yaşlı amcanın haberi geldi (linkten bakabilirsiniz). Win-win (çift taraflı kazanç) diye buna derim ben.

Not: bu yazıyı tamamlarken kucağımda bebeğimin olması çok manidar oldu doğrusu 🙂

Sevgiyle kalın!

Yazıyı derleyen: Saliha Ece Özbabacan

Yazıyı düzenleyen: Tuba Bucak

Kaynaklar

Web Kaynakları:

https://en.newsner.com/family/latest-research-reveals-the-more-you-hug-your-kids-the-smarter-they-get/

https://saglikk.com/sarilmak-bebeklerin-dnasini-degistiriyor

https://www.independent.co.uk/news/world/americas/icu-grandpa-cuddles-babies-premature-georgia-hospital-a7993136.html

İlgili Makaleler:

Maitre, NL, vd., “The Dual Nature of Early-Life Experience on Somatosensory Processing in the Human Infant Brain – İnsan Bebek Beyninde Somatosensoryal İşleme Üzerine Erken Yaşam Deneyiminin İkili Doğası”, Current Biology (2017). (http://dx.doi.org/10.1016/j.cub.2017.02.036)

Moore, S, vd., “Epigenetic correlates of neonatal contact in humans – İnsanlarda yenidoğan temasının epigenetik bağıntıları”, Development and Psychopathology (2017). (https://doi.org/10.1017/S0954579417001213)