Okuma süresi: 3 dk

Amerikalı tıbbi fizikçi Rosalyn Sussman Yalow, radyo-bağışıklık tayini (ing. radioimmunoassay) yöntemini geliştirmesi dolayısıyla 1977 yılında Fizyoloji veya Tıp alanında Nobel Ödülü kazandı. Radyo-bağışıklık tayini, insanlardan alınan kan örnekleri içinde çok düşük miktarda bulunan hormon ve benzeri antjienlerin* radyoaktif izotoplarla etiketlenerek, yayılan ışımanın nicel olarak tayin edilmesini kapsayan bir yöntemdir (ilgilenenler için ayrıntılı açıklama aşağıda**). Rosalyn Sussman Yalow, bu tekniği ilkin diyabetli hastaların kanındaki insülin miktarını belirlemekte kullanmıştır, fakat ilerleyen zamanlarda aynı yöntem kandaki ilaç miktarından, mide ülseri gibi hastalık ya da alerji belirteçlerine kadar birçok tetkik için kullanılmıştır. Radyo-bağışıklık tayini nükleer tıpta bir ilk olarak kabul edilir çünkü radyoaktif maddelerin kesin bir doğrulukla ölçülebilmesini ilk kez bir tetkik yöntemine çevirmiştir. Yöntem halen dünya çapında kullanılsa da, laboratuvarlar artık zamanla radyoaktiviteye daha az bağımlı tayin metotlarına*** yöneliyor.

Rosalyn herhangi bir lisansüstü eğitim programının bir kadını kabul edip maddi destek sağlamayacağına inandığı için, kariyerine aslında yarı zamanlı bir sekreter olarak başlamıştı ve ikincil bir iş olarak daktilo yazarlığı becerisi kazanmıştı. İkinci Dünya Savaşı erkeklerin çoğunu savaşa gönderdiğinde Illinois Üniversitesi kapanmak yerine kadınları da işe almaya karar verince, Rosalyn’e araştırma görevlisi olması teklif edildi. Orada doktora derecesini aldı ve 400 üyesi olan Fizik Bölümü’ne 1917’den beri giren ilk kadın oldu. Müstesna çalışmaları sayesinde 1972’de Amerikan Gazi Sağlık Kurumu Tıbbi Merkezi’nin (ing. VA Health Center) en yüksek onuru olan William S. Middleton Ödülü’nü kazandı. Ayrıca Temel Tıbbi Araştırmalar dalında Albert Lasker Ödülü’ne layık görülen ilk kadındı.

 

Notlar:

*Antijen: Vücuda bağışıklık yapıcı antikorların üretilmesi sinyalini veren uyaranların geneli.

**Radyo-bağışıklık tayininin uygulaması çok ilginç olduğundan, ilgilenenler için ek bilgi vermek istedik. Bu tayin üç aşamalı.

Aşama 1: Radyoaktif izotopla etiketlenmiş belirli bir miktarda antijen, onu doğal olarak tanıyan antikora bire bir ölçüde bağlanır.

Aşama 2: Antikor-radyoaktif antijen çifti, tayini yapılacak kan serumuna eklenir. Kan serumunda var olan ve asıl ölçmeyi istediğimiz doğal, etiketlenmemiş serum antijeni, ortama eklediğimiz antikora bağlanmak için radyoaktif antijenle rekabet etmeye başlar. Bu rekabetin kazananı doğal antijendir, yani serumdaki antijene eşit miktarda antikor, radyoaktif antijenden kopup serum antijenine bağlanır.

Aşama 3: Antikor-antijen çiftleri ve serbest antijenler basit bir teknikle kütlesine göre ayrılır. Elimizde kalan serbest, yani rekabet sonucu deneyin başında bağlandığı antikoru kaybetmiş radyoaktif antijenin miktarı, kandaki doğal antijenin bağlandığı radyoaktif antikor miktarına eşittir. Dolayısıyla serbest radyoaktif antijenin yaptığı ışımaya dayalı ölçüm, bize kan serumundaki doğal antijenin miktarını söyler.

***Örneğin çoğumuzun duyduğu ELISA testi. Bu test radyo-bağışıklık tayinine benzer şekilde antijen-antikor çiftlerinin etiketlenerek etiketin dolaylı olarak ölçülmesine dayanır, fakat bu teknikte antikorlar etiketlenir ve etiket olarak radyoaktif izotoplar değil, enzimler kullanılır. Deneyi yapanlar için daha güvenli bir tekniktir ve hassasiyetiyle meşhurdur. ELISA’nın açılımı ise enzime bağlı bağışıklık soğurma tayinidir (ing. Enzyme-linked immunosorbent assay).

 

Çeviri: Bilge San

Editörler: Güney Akbalık, Tuba Bucak, Aslıhan Karabacak

 

Kaynak: https://www.beyondcurie.com/rosalyn-sussman-yalow