Okuma süresi: 3 dk

Deneyleri ve veri analizleri ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi Antik DNA ekipleri tarafından gerçekleştirilen ve Neolitik Anadolu dönemindeki toplulukların akrabalık ilişkilerini araştıran çalışma bu hafta saygın bilim dergilerinden Current Biology dergisinde yayımlandı. ODTÜ ve Hacettepe Antik DNA ekiplerinin öncülük ettiği bu çalışmaya 11 ülkeden toplam 57 araştırmacı katkıda bulundu. Araştırmacılar, çalışma kapsamında  Aşıklı Höyük ve bir UNESCO sitesi olan Çatalhöyük‘ten elde edilen 10 bin yıllık 22 antik genom verisini inceleyerek Anadolu’daki bazı Erken ve Geç Neolitik Dönem yerleşimlerinde evlerin içine gömülmüş ölüler arasında genetik akrabalık ilişkisi olup olmadığını araştırdı. Çalışmanın bulguları Erken Neolitik döneme tarihlenen Aşıklı Höyük ve Boncuklu Höyük’te, aynı mekâna gömülmüş bireylerin çoğunlukla birinci derece genetik akraba, yani kardeş ya da ebeveyn-çocuk, olduğunu gösterdi. Ancak Çatalhöyük ve Barcın Höyük gibi daha geç Neolitik dönemi temsil eden topluluklarda ise aynı binaların içine gömülü pek çok çocuğun ve bebeğin genetik olarak akraba olmadığı saptandı. Dolayısıyla Çatalhöyük, Barcın Höyük ve benzeri başka Neolitik toplumların sosyal organizasyonunda genetik akrabalığın rolünün azaldığına, sosyal akrabalık türlerinin öne çıkmış olabileceğine işaret etti.

Doktorasını kısa bir süre önce ODTÜ’de tamamlayan ve makalenin ilk yazarı olan Reyhan Yaka, makalenin sonuçlarının ilkleri temsil ettiğini belirtiyor ve şu sonuçları vurguluyor:  “(1) Bu çalışma kapsamında Neolitik Anadolu’nun iki önemli yerleşimi, Aşıklı Höyük ve Çatalhöyük’ten ilk defa antik insan genomları elde edilmiş ve analiz edilmiştir. (2) Tarihte ilk ortaya çıkan Neolitik yerleşimlerde hane içi sosyal yapılanmanın nasıl olduğu sorusu ilk defa bina içi gömüler ve genetik temelli bulgular bir arada kullanılarak incelenmiştir. (3) Ayrıca, bulgularımız eski insan toplumlarındaki genetik akrabalık ilişkilerinin sosyal rolünün zaman içinde ve/veya yerleşimler arasında fark gösterebildiğini genetik veriye dayanarak ortaya koymuştur. Yani Anadolu’nun en eski yerleşimlerinde genetik akrabalık örüntülerinin dikkate değer bir çeşitlilikte olduğunu vurgulamaktadır,” Yaka, ayrıca örneklerin çok eski olduğu ve genetik bilgiyi taşıyan moleküller zaman içinde bozulduğu için incelenen 60 örnek arasından sadece 22 bireyin antik DNA’sını elde edebildiklerini ekledi.

Ankara’da gerçekleştirilen araştırmanın yürütücüleri arasında ODTÜ’den evrimsel biyolog Mehmet Somel ve bilgisayar bilimci Elif Sürer, Hacettepe’den ise popülasyon genetikçisi Füsun Özer ve antropolog Yılmaz Selim Erdal yer alıyorlar.

İlgili bilimsel çalışmanın atıf bilgileri

Yaka, R. et. al., 2021. Variable Kinship Patterns in Neolithic Anatolia Revealed by Ancient Genomes, Current Biology. doi:10.1016/j.cub.2021.03.050

Yaka, R. v.d., 2021. Neolitik Anadolu’daki antik genomlar, çeşitli akrabalık örüntülerinin bir arada var olduğunu gösteriyor, Current Biology. doi:10.1016/j.cub.2021.03.050

Yazar: Reyhan Yaka

Editörler: Tuba Bucak, Pınar Önal, Bilge San

Görsel kaynak: ODTÜ Antik DNA ve Popülasyon Genetiği Laboratuvarı