Belki biraz gergin bir yapınız var ve aile bireyleriniz de pek öyle mutlu, güleç insanlar değil. Bu işte kalıtsal bir bit yeniği var gibi geliyor size ve başlıyorsunuz araştırmaya! “Mutluluk, genetik, psikoloji” anahtar kelimelerinin sizi ulaştırdığı bir yazı sayesinde mutluluğun %48’inin kalıtsal olduğunu öğreniyorsunuz! Tabii epigenetik hakkında bir fikir sahibi olduğunuzdan,* kalıtsal etmenlere aşırı belirlenimci yaklaşmak aklınıza pek yatmasa da; hesap ortada, neredeyse yarı yarıya… Dertleniyorsunuz! Neyse ki %40’ı da olaylara bağlı imiş. Oraya biraz yoğunlaşırsanız, bu keyifsiz duygudurumundan sıyrılmak olası gibi duruyor. %12 kadarı ise “inanç, aile bağları ve arkadaşlık” üçlüsünün payına düşen kısımmış. “Bu oran fazla büyük görünmeyebilir ama sevindirici olan şu ki bu yüzde 12’yi kendi kontrolümüz altına almamız mümkün” diyor okuduğunuz “üstat”. Nihayetinde 48, 40 ve 12’yi toplayınca da ne yapar?!. 100! Fakat, çikolata yok bu denklemde! (Belki yaşanan olaylara dahildir.) Bir ikinci arama yapıyorsunuz dolayısıyla “mutluluk, yiyecekler, çikolata” anahtar kelimeleri ile. Ve çikolatanın “stresin bir numaralı düşmanı” olduğunu; ancak fıstık, susam, çilek derken makarnanın ve hatta ekmeğin bile “sıkıntıları unutturduğunu” okuyorsunuz. Şoktasınız… Acaba bu hususta sizi daha fazla ne şaşırtır? Sıkı durun! Bilim çevrelerinin özellikle son 7-8 senedir sağlamlaştırdığı görece yeni bir görüşe göre, sizi mutlu yahut mutsuz kılan belki de en mühim etmenlerden biri affedersiniz “dışkı”nızda gizli. Evet, bağırsağınızdan ara ara def ettiğiniz dışkınızdaki mikroorganizmalarda!

Bağırsaklarımızda ikamet eden ve (olumlu şartlar altında) ağırlıklı olarak bakterilerden oluşan mikroorganizma topluluklarının sağlığımız açısından pek mühim olduğu on yıllardır biliniyor. En basitinden, sağlıklı bir beslenme düzeninde dahi, bazı vitaminlere yeterince ulaşmak için bağırsak ortamındaki bakterilere muhtaç olduğumuz ortaokul müfredatının dahi konusudur. Öte yandan, bazı besinlerin sindiriminde ve kimi istenmeyen moleküllerin ortadan kaldırılmasında da bağırsak bakterilerinin etkili oldukları etraflıca biliniyor. Tabii, gıda zehirlenmesi vakalarında da ekseriyetle görüldüğü üzere, bağırsağımızda bulunan mikrobiyal yaşama bir saldırı olduğunda hayat pek zorlaşabiliyor. Demek ki, bağırsaklarımızdaki bakteriler bayağı önemliler. Peki nasıl oluyor da bağırsaklarımızda yaşayan bu mikroorganizma toplulukları psikolojik durumumuzu etkileyebiliyor? Bu sorunun cevabını vermek çok kolay olmasa da; bağırsağın işlevine ve işleyişine dair çok önemli bir yeni anlayışa ulaşmış durumdayız: bağırsak sadece sindirime değil, aynı zamanda metabolizmanın düzenlenmesine de yarıyor. Bağırsak bakterileri hormon-benzeri maddeler ve sinir iletiminde görev alan moleküller üretiyor. Diğer bir deyişle, içinde yer alan mikroorganizmalar sayesinde, bağırsak bir nevi salgı bezi gibi çalışıyor!

Peki bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizma topluluklarının, yani bağırsak florasının yahut şimdilerde daha revaçta olan söylem ile bağırsak mikrobiyomunun (İngilizcesi: microbiome) ruh sağlığına etkisini araştırmacılar nasıl çalışıyor? Elbette insanlardan alınan dışkı örneklerinin incelenmesi ve bunların insanların psikolojik tablosu ile karşılaştırılması denenen yöntemler arasında. Fakat, bu yaklaşım pek de kontrollü bir deney kurma imkânı vermediğinden, elde edilen verileri yorumlamak da oldukça zor oluyor. Bu noktada, bağırsak florası olmayan kobay fareleri devreye giriyor. Öte yandan, yaklaşık son 10-15 yılda geliştirilen devrimsel nitelikteki kalıtım ve metabolizma araştırması yöntemleri sayesinde eski nesil yöntemlerle incelenemeyecek kadar karmaşık olan bağırsak ortamı artık derinlemesine araştırılabiliniyor. Misal, araştırmacılar tek başına elde edemedikleri bakteri türlerinin mikrobiyomlarda ne kadar bulunduğunu ve ne kadar etkin olduğunu güvenilir bir biçimde inceleyebiliyor. Bu ilerlemeler sayesinde elde edilen ve doğrudan yahut dolaylı olarak bulguları insan psikolojisi ile ilişkilendirilebilen araştırma sayısı oldukça geniş. Ortaya konan en çarpıcı sonuçlardan biri ise, 2016 senesinde Alan Edward Hoban, John Cryan ve çalışma arkadaşları tarafından ortaya konulan, beyin hücrelerinin yapısal özelliklerinin bağırsak mikrobiyomunun davranışından etkilenebildiğinin gösterilmesi. Bu kritik çalışmaya göre, beynin temel bilişsel davranışlarını, karar alma süreçlerini, kişilik ifadesini ve sosyal davranışlarını yöneten ön lobundaki bazı hücrelerin yapısı bir ölçüye kadar mikrobiyom tarafından düzenleniyor. Mikrobiyomsuz farelerin ön loblarındaki sinir hücrelerinde sinir hücrelerinin akson uzantılarını izole eden ve myelin adı verilen kılıf yapıları aşırı derecede kalınlaşıyor. Sonuçta, (insanlarda) birçok psikolojik sorunlara yol açabilen bir tablo ortaya çıkıyor.

Artık asabi halleriniz için suçlayabileceğiniz milyonlarca ve kabaca 1.5-2 kilogramlık bir sebebiniz var. Peki, bu bilginin ilk çıkış noktanıza bir faydası var mı? Mikrobiyomunuzu hale yola sokmak mümkün mü? Evet, iki yol ile bunu yapmak olası. İlki “dışkı nakli” (İngilizcesi: fecal transplant) denen, çok nadir hallerde tıbbi olarak önerilen ve uygulanan bir yöntem. Diğer yol ise daha doğal bir teknoloji yumağına dayanıyor: mayalı ürünler! Genel itibariyle, yoğurt, peynir ve benzeri mayalama ürünlerini daha çokça tüketerek, mikrobiyomunuzu bir bakıma desteklemeniz mümkün. Ve ne mutlu ki, Türkiye de bu teknolojiler açısından oldukça zengin!

* https://epistemturkiye.org/epigenetik-kalitim-kalitim-sadece-genlerden-ibaret-degil/

Yazan: H. Enis Karahan
Gözden Geçiren: Gonca Bayraktar

Kaynaklar

A Haber (23 Aralık 2015). Yedikçe mutluluk veren yiyecekler. 11 Mayıs 2018 tarihinde www.ahaber.com.tr/galeri/yasam/yedikce-mutluluk-veren-yiyecekler/2 adresinden ulaşılmıştır.

A.E. Hoban, R.M. Stilling, F.J. Ryan, F. Shanahan, T.G. Dinan, M.J. Claesson, G. Clarke & J.F. Cryan (2016). Regulation of prefrontal cortex myelination by the microbiota [Alın korteksinin miyelinasyonunun mikrobiyotası tarafından düzenlenmesi]. Translational Psychiatry, 6, e774.

G. Clarke, R.M. Stilling, P.J. Kennedy, C. Stanton, J.F. Cryan & T.G. Dinan (2014). Minireview: Gut microbiota: The neglected endocrine organ [Mini derleme: Bağırsak mikrobiyotası: Göz ardı edilen iç salgı organı]. Molecular Endocrinology, 28, 1221.

ELELE Online (yayın tarihi belirtilmemiş). Mutluluk da genetik! 11 Mayıs 2018 tarihinde www.elele.com.tr/saglik/psikoloji/mutluluk-da-genetik adresinden ulaşılmıştır.

A. Fleming (6 Kasım 2017). Is your gut microbiome the key to health and happiness? [Bağırsak mikrobiyomu sağlık ve mutluluğunuzun anahtarı mı?]

I. Cho & M.J. Blaser (2012). The human microbiome: at the interface of health and disease [İnsan mikrobiyomu: sağlık ve hastalık arayüzeyinde]. Nature, 13, 260.

J.G. LeBlanc, C. Milani, G.S. de Giori, F. Sesma, D. Sinderen & M. Ventura (2013). Bacteria as vitamin suppliers to their host: a gut microbiota perspective [Konağına vitamin sağlayıcısı olarak bakteriler: bir bağırsak mikrobiyotası bakış açısı]. Current Opinion in Biotechnology, 24, 160.

M. Clapp, N. Aurora, L. Herrera, M. Bhatia, E. Wilen & S. Wakefield (2017). Gut microbiota’s effect on mental health: The gut-brain axis [Bağırsak florasının akıl sağlığı üzerine etkisi: Bağırsak-beyin ekseni]. Clinics and Practice, 7, 987.

P. Luczynski, K.-A. McVey Neufeld, C.S. Oriach, G. Clarke, T.G. Dinan & J.F. Cryan (2016). Growing up in a bubble: Using germ-free animals to assess the influence of the gut microbiota on brain and behavior [Bir balonda büyümek: Bağırsak mikrobiyotasının beyin ve davranış üzerindeki etkisini değerlendirmek için mikroorganizmasız hayvanların kullanılması]. International Journal of Neuropsychopharmacology, 19, 1.

Konu ile ilgili bir başka yazımız için: https://epistemturkiye.org/midemizde-yasayan-bakteriler-dusuncelerimizi-ve-duygularimizi-etkiliyor/