Okuma süresi: 6 dk

Daha uzun ve sağlıklı yaşamanın yollarını bulmak bilimin öncelikli hedefleri arasında. Yeni ilaçlar keşfediyoruz; mevcutları daha etkili kullanmanın yollarını arıyoruz; bağışçılardan alınan ve hatta yapay malzemelerden üretilen organları insan bedenine her geçen gün daha başarılı bir şekilde naklediyoruz… Bu gibi ilerlemeler sayesinde, ondokuzuncu yüzyılın başlarında ortalama otuz yıl civarında olan insan ömrü günümüzde yetmiş yıl seviyesini aştı. Peki yakın gelecekte ortalama yaşam süremiz yüz yılı yakalayabilecek mi? 24 Ocak 2018’de “Cell” (Türkçesi: Hücre) adlı bilim bülteninde yayınlanan bir çalışma bu hedefe bilimcileri bir adım daha yaklaştırmış olabilir.

1996 senesinde sonuçları duyurulan koyun kopyalama çalışmalarının ardından; kedi, köpek ve domuz gibi birçok farklı memeli hayvanın kalıtımsal kopyaları “Somatik Hücre Çekirdeği Aktarımı” adı verilen klonlama yöntemi ile başarılı bir şekilde üretilmişti. Fakat, aynı anda birçok klonun üretimini sağlayan bu yöntem kullanılarak maymungillerin (primatların, İngilizcesi: primate) klonlanmasına yönelik yapılan çalışmalara dair olumlu bir sonuç daha önce açıklanmamıştı. Çin Bilimler Akademisi’nin yayınladığı makaleye göre ise, artık iki adet sağlıklı makak maymunu klonumuz var: Zhōng Zhōng ve Huá Huá.

Bu yeni çalışmanın temelinde yatan yöntem Koyun Dolly’nin üretiminde kullanılan yöntemin geliştirilmiş bir hali. Araştırmacılar, daha önceki çalışmaların çoğundan farklı olarak, yetişkin maymunların kullanımı yerine cenin halindeki bir canlının klonlanması yoluna gitmişler. İlk adım olarak kopyalanacak ceninin deri dokusundan “fibroblast” adı verilen bağ dokusu hücrelerini toplamışlar ve laboratuvar ortamında çoğaltmışlar. Daha sonra üretilen bu hücreleri, içerdikleri kalıtım malzemesi (deoksiribonükleik asit, DNA) ile beraber, bir başka canlının hücre çekirdeği (ve dolayısıyla DNA’sı) ayrılmış yumurta hücreleri ile kaynaştırmışlar. Ardından, ortaya çıkan yumurta hücrelerine yeni döllenmiş bir yumurta hücresine benzer şekilde davranmalarını sağlayacak bir molekül (Kdm4d mRNA) enjekte etmişler. (DNA’nın kimyasal yapısında küçük değişikliklere yol açan bir enzimin üretilmesini sağlayan bu “epigenetik” müdahale adımı araştırmayı başarılı kılan bir başka yeniliğin özünü oluşturuyor.) Son adım olarak ise, ortaya çıkan klon yumurtalardan oluşan erken-evre embriyoları taşıyıcı annelere yüklemişler. Ve nihayetinde, şirin mi şirin Zhōng Zhōng ve Huá Huá aramıza katılmış.

Zhōng Zhōng (ZZ) ve Huá Huá’nın (HH) fotoğrafları ve Liu ve arkadaşlarının makalesinde yöntemi açıklamak için kullanılan görselin Türkçe’ye uyarlanmış hali.

Ancak, geliştirilen klonlama yönteminin mevcut durumdaki başarı oranı yüzde yüz değil. Araştırmacılar 21 adet taşıyıcı annenin yalnızca 6 tanesinde hamileliğin oluştuğunu gözlemişler. Ve sonuç olarak, 6 hamileliğin sadece 2 tanesinde canlı doğum ve sağlıklı erken gelişme görülmüş. Fakat, ancak yüzde on civarına denk gelen bu başarı oranı dahi tıbbi araştırmaların geleceği açısından umut vaat ediyor. Bunun en önemli sebebi, genel olarak makakların ve özellikle de Macaca fascicularis türünün birçok insan hastalığı için en iyi araştırma modeli olması. Kalıtımsal açıdan birbirinin (neredeyse) aynısı olan canlı modellerinin klonlama yöntemiyle üretilmesi özellikle (Parkinson gibi) karmaşık hastalıkların tedavisini sağlamak amacıyla yürütülen ilaç araştırmalarının hızını ve başarısını artırmaya ve maliyetlerini düşürmeye aday. Belirli bir hastalığa sahip olan (yahut sahip olacak şekilde üretilen) klonların kobay olarak kullanılması sayesinde, ilaç çalışmalarının verimliliğini artırmak ve zaman içinde ortalama insan ömrünü uzatmak mümkün olabilir.

Öte yandan, temel bilimin ilerlemesi bakımından bir devrim niteliğinde olan bu çalışmanın insan klonlamanın teknik zorluğunu da ortadan kaldırmış olabileceği uzmanlarca dile getiriliyor. İnsanların klonlanması, yol açabileceği toplumsal sorunlar göz önüne alınarak, birçok ülkede halihazırda yasaklanmış durumda. Fakat, olası yararları göz önüne alınarak konunun etik boyutu tekrar gündeme getirilebilir. Ve belki de gelecekte klonlanmış primatların organ üretiminde kullanımı söz konusu olabilir. Günümüzde, insan olmayan hayvanların organları ile insanlar yıllarca yaşatılabiliyor! Kimerik mitolojik figürleri andıran klonlanmış canlıların organ “bağışçısı” olduğu bir gelecek belki de çok uzağımızda değildir…

Yazan: H. Enis Karahan

Kaynaklar

Z. Liu, Y. Cai, Y. Wang, Y. Nie, C. Zhang, Y. Xu, X. Zhang, Y. Lu, Z. Wang, M. Poo & Q. Sun (2018). Cloning of macaque monkeys by somatic cell nuclear transfer [Somatik hücre çekirdeği aktarımı ile makak maymunlarının klonlanması]. Cell, 10.1016/j.cell.2018.01.020.

D. Cyranoski (2018). Genetics: Monkeys cloned in China [Kalıtım: Çin’de maymunlar klonlandı]. Nature, 553, 387-388.

K.H.S. Campbell, J. McWhir, W.A. Ritchie & I. Wilmut (1996). Sheep cloned by nuclear transfer from a cultured cell line [Kültür ile üretilmiş hücre dizilerinden çekirdek aktarımı ile koyun klonlandı]. Nature, 380, 64-66.

O. Barbier & A. Bélanger (2003). The cynomolgus monkey (Macaca fascicularis) is the best animal model for the study of steroid glucuronidation [Sinomolgus maymunu (Macaca fascicularis) steroit glukuronidasyonun çalışılması için en iyi hayvan modeli]. The Journal of Steroid Biochemistry and Molecular Biology, 85, 235-245.

M. Ebeling, E. Küng, A. See, C. Broger, G. Steiner, M. Berrera, T. Heckel, L. Iniguez, T. Albert, R. Schmucki, H. Biller, T. Singer & U. Certa (2011). Genome-based analysis of the nonhuman primate Macaca fascicularis as a model for drug safety assessment [İlaç güvenliği değerlendirme modeli olarak insan olmayan primat Macaca fascicularis’in genom-temelli incelenmesi]. Genome Research, 21, 1746-1756.

P. Ball (2018). How afraid of human cloning should we be? [İnsan klonlamasından yana ne kadar endişe etmeliyiz?]. The Guardian, 25 Ocak 2018.

D.K.C. Cooper, B. Ekser & A.J. Tector (2015). A brief history of clinical xenotransplantation [Klinik zenotransplantasyonun kısa bir tarihi]. International Journal of Surgery, 23, 215-210.

S. Levine & L. Grabel (2017). The contribution of human/non-human animal chimeras to stem cell research [İnsan/insan olmayan hayvan kimeralarının kök hücre çalışmalarına katkısı]. Stem Cell Research, 24, 128-134.