Avustralya Müzesi Arastırma Enstitüsü’nden Rebecca Johnson’ın ve Sidney Üniversitesi’nden Katherine Belov’un öncülük ettiği Avustralyalı ve uluslararası bilim insanlarından oluşan bir konsorsiyum koala genomunun haritasını çıkartmayı başardı ve çalışmalarını Nature Genetics dergisinde yayımladı.

Koalalar yaşamlarını Avustralya’da okaliptus ağaçlarının üzerinde sürdüren keseli hayvanlardır. Güzel kokulu fakat aynı zamanda zehirli olan okaliptus yaprakları ile beslenirler. Bu diğer memelilerin ölümüne sebep olan beslenme tarzı sayesinde uzun zaman boyunca diğer canlılardan uzak, korunaklı bir yaşam alanı sağlayabilmişler. Fakat, insan aktiviteleri yüzünden koalalar yaşam alanlarını kaybediyorlar ve Avusturalya devleti tarafından soyu tehlikede olan canlılar listesine alındılar. Elde edilen genomik bilgi sayesinde bu sıradışı hayvanların hayatları ve evrimsel hikayesi hakkında çok değerli bilgiler edinilmesi ve koalaların yanında soyu tükenmekte olan diğer türlerin kurtarılması için yöntemler geliştirilmesi hedefleniyor.

Bu çalışma ile bilim insanları koalaların en besleyici ve az zehirli yaprakları bulabilmelerini sağlayan genleri tanımladılar. Koalaların bitki bileşiklerini algılayabilen altı tane koku reseptörleri olduğunu, ayrıca yaprağın ıslaklığını algılamalarını sağlayan tat reseptörleri bulunduğunu gösterdiler. Konsorsiyumda yer alan Earlham Enstitüsü’nden bir grup, koalaların karaciğerlerinde kanlarının temizlenmesini sağlayan Cytochrome P450 metabolik enzimlerini üreten ekstra genlere sahip olduğunu, bu genlerin aşırı çalışması sayesinde okaliptus yapraklarındaki zehirli maddeleri etkisizleştirebildiklerini buldular. Rebecca Johnson koalaların böyle bir enzim ailesine sahip olmasının alışılmadık beslenme biçimini nasıl kazandıklarını ve nasıl diğer canlıları uzaklaştıran bir yaşam ortamını sağlayabildiklerini açıkladığını belirtiyor. Bu buluş aynı zamanda antibiyotiklerin neden koalalarda etkisiz kaldığını da açıklıyor. Cünkü, koalalar antibiyotikleri zehirli maddeler gibi cok kısa bir sürede parçalayıp etkisiz hale getiriyorlar.

Bu genomik bilgi sayesinde Katherine Belov, koala sütünü karakterize edebildiklerini söylüyor. Koala yavruları gelişim süreçlerinin büyük bir bölümünü kese içerisinde geçiriyorlar ve 34-36 gün boyunca bağışıklık sistemleri aktif olmuyor. Belov, emzirme süresince koalaların sütün içeriğini kontrol edebilmelerini sağlayan bazı genlere sahip olduklarını, genom çalışması sayesinde bazı koalaya özgü süt proteinleri keşfettiklerini belirtiyor. Bu proteinler mikroplara, özellikle koala populasyonunu etkileyen Chlamydia pecorum bakterisi ve KoRV virüsüne karşı direnç sağlıyorlar. Bilim insanları genom çalışmasından elde edecekleri bilgilerle koalaları tehdit eden bu hastalıklara karşı aşı geliştirmeyi umduklarını söylüyorlar.

Koalaların genom haritasının çıkarılmasının şimdiden birçok biyolojik soruyu aydınlatmaya başladığı görülüyor. Bu genomik veriler bize koalaların sıradışı yaşam tarzlarını nasıl devam ettirdikleri hakkında bilgi vermeye başladı. Aynı zamanda bu çalışma hastalıklara karşı yeni stratejiler geliştirmemizi ve canlıların yaşam alanlarını koruma konusunda bilgi sahibi olmamızı sağlayacak. Özellikle bu çalışma soyu tükenmekte olan canlıların kurtarılması açısından bir örnek teşkil ediyor ve gelecekte gercekleştirilecek diğer türler üzerine olacak çalışmalara öncülük ediyor.

Yazan : Onur Öztaş
Düzenleyen : H. Enis Karahan

KAYNAKÇA

  1. http://www.nature.com.libproxy.lib.unc.edu/articles/d41586-018-05597-w
  2. https://www.sciencedaily.com/releases/2018/07/180702111201.htm
  3. Rebecca N. Johnson et al., Adaptation and conservation insights from the koala genomeNature Genetics, 2018; DOI: 10.1038/s41588-018-0153-5

Görsel Kaynak: Suzi Eszterhas/Minden Pictures/FLPA