Okuma süresi: 7 dk

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) keneler ile bulaşan virüs kaynaklı bir hastalıktır. Adından da anlaşılabileceği gibi ilk olarak 1945 yılında Kırım ve ardından 1954 yılında Kongo’da bulunmuş ve bu sebeple hastalığa neden olan virüs Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Virüsü adını almıştır [1, 2].

Ülkemizde de yayılım gösteren bu virüs hakkında bilgi edinmeye ne dersiniz?

Viroloji

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Virüsü (KKKAV) Nairoviridae virüs ailesi ve Orthonairovirus cinsi üyesidir [3, 4]. DNA yerine ona benzer yapıdaki, tek iplikli başka bir nükleik asit olan RNA taşır. KKKAV, üç parçalı bir genoma sahiptir. Bu dairesel RNA genom parçalarına uzunlukları ile ilişkili olarak Küçük (Small, S), Orta (Medium, M) ve Büyük (Large, L) adları verilmiştir [5]. Bu parçalar, lipid/glikolipidden, oluşan bir zarf ve proteinden oluşan bir kapsid içinde paketlenmektedir (Görsel 1). Büyük parça (L) viral RNA’nın konakçı hücresinde çoğalması için gerekli olan RNA polimeraz enziminin kodlarını taşırken, orta parça (M) virüsün konakçı hücresine tutunmasını sağlayan zarf proteinlerini (Gn ve Gc) içerir. Küçük parçanın kodladığı nükleoprotein ise virüsün konakçı hücresinde çoğalması ile bağlantılı birçok görevi olan nükleik asitlere bağlanan viral proteindir (Görsel 1) [5].

Görsel 1. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Virüsünün şematik gösterimi.

Coğrafi Yayılımı

KKKAV çok geniş bir coğrafyada yayılım göstermektedir; Avrupa (Kosova, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan, Gürcistan, İspanya), Orta Doğu (Türkiye, İran, Irak, Umman, Dubai, Afganistan), Asya (Pakistan, Kazakistan, Hindistan) ve Afrika (Fas, Kenya, Senegal, Moritanya, Sudan, Uganda, Rwanda) 2000 yılından beri KKKAV’ye rastlanan yerlerdir [6, 7].

Bulaşma Yolları

KKKAV insanlara kene ısırması ya da virüsü taşıyan bir hayvanın kan ve/veya organları ile temas yoluyla bulaşmaktadır. Bu nedenle daha yüksek risk altında olan tarım ve mezbaha işçileri, veterinerler gibi hayvancılık endüstrisinde yer alan kişiler şimdiye kadarki vakaların büyük çoğunluğunu meydana getirmektedir.

Bunun dışında hasta bireylerin vücut sıvılarına (örn. kan) temas, hastalığın insandan insana geçmesine neden olabilmektedir [1].

Hayvanlar ve Keneler

Pek çok memeli, özellikle koyun, keçi, sığır gibi besi hayvanları bu virüsü herhangi bir hastalık belirtisi göstermeden (asemptomatik) taşıyabilirler. Bu hayvanlar virüsün çoğaldığı konakçı hayvanlardır [1, 2, 6]. Besi hayvanları dışında Güney Afrika’da devekuşlarından da KKKAV bulaşma vakası kaydedilmiştir [1, 2].

Hyalomma spp. cinsine ait keneler KKKAV’nin hayvanlardan insana birincil taşıyıcısı (vektörü) olarak karşımıza çıkmaktadır (Görsel 2). Bu keneler Asya, Avrupa ve Afrika’da yaygın olan sert gövdeli kenelerin bir cinsidir. KKKAV başka cinslere ait kene türlerinden de izole edilmiş olmasına rağmen, bu türlerin taşıyıcı olarak işlevi konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır [2].

Görsel 2. Hyalomma anatolicum dişi (sol) ve erkek (sağ) birey.

Belirti ve Bulgular

KKKAV’nin kuluçka süresi kısadır; hastalığa ait belirtiler genellikle bulaşma sonrası bir haftadan az bir sürede başlar. Adından da anlaşılabileceği gibi, virüs bulaşan kişilerde kanamalı ateşin yanı sıra kas ağrısı, ense sertliği, titreme, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, sırt ve karın ağrıları, ışığa karşı hassasiyet gibi belirtiler ortaya çıkabilir aynı zamanda iç organları zedeleyerek iç kanamaya yol açabilir [2]. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre KKKA’ya bağlı ölüm oranı %10 ile %40 arasıdır ve bu oran ülkeden ülkeye değişmektedir [1].

 

Türkiye’de KKKA’nın Tarihçesi

KKKAV Türkiye’de ilk olarak 2002 yılında Tokat ilindeki bir hastada tespit edilmiştir [8]. Bu tarihten sonra Türkiye’de KKKAV enfeksiyonu tespit edilen hasta sayısı hızla artmış, Sivas, Çorum, Çankırı, Yozgat, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Erzurum, Artvin gibi birçok ilden hastalara KKKA teşhisi konmuştur [8]. Epidemiyolojik* çalışmalar, hayvancılıkla uğraşılan kırsal alanlarda hastalığın daha yaygın olduğunu göstermiştir [9]. Türkiye’de hem Sağlık Bakanlığı hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hastalığın kontrolü için ciddi tedbirler alınmıştır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre son yıllarda ülkemizdeki KKKA vakalarının sayısında ve hastalığa bağlı ölümlerde düşüş görülmüştür. 2008 yılında 63 vatandaşımız hastalığa bağlı olarak hayatını kaybederken, 2018 yılında bu sayı 27’ye düşmüştür [10].

Önleme ve Kontrol

Kene sokması riskini azaltmak için bazı önlemler almak mümkündür. Bunlar aşağıda sıralanmıştır:

  • Koruyucu kıyafetler giyilmelidir (örn. uzun kollu tişört/gömlek, uzun pantolon).
  • Giysilerdeki kenelerin kolayca algılanmasını sağlamak için açık renkli giysiler giyilmelidir.
  • Cilt ve giysiler üzerinde etkisi onaylanmış böcek kovucular kullanılmalıdır.
  • Kenelerin aktif oldukları mevsimlerde (ilkbaharın sonundan Eylül ayına kadar) bol oldukları alanlardan kaçınılmalıdır.
  • Kırsal alanda yaşayanlar, hayvancılık ile uğraşan bireyler veya tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene bulunabilmesi yönünden riskli alanlara giden kişiler üzerlerini düzenli olarak incelemelidir.
  • Vücutta bulunması durumunda, kene hiç vakit kaybedilmeden vücuda tutunduğu en yakın yerden sıkıca kavranarak güvenli bir şekilde deriden alınmalıdır (Görsel 3).

Görsel 3. Kene çıkartma yöntemi.

  • Kene üzerine sigara basılmamalı, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökül Bu gibi davranışlar kenenin daha da sıkı tutunmasına veya tüm virüs içerini zerk etmesine neden olabilir.
  • Kene vücutta ne kadar kısa süre kalırsa virüsün bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır.
  • Kene tarafından ısırılan birey hastalık belirtileri göstermesi halinde acilen en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir.
  • Hayvancılıkla uğraşan bireyler ve sağlık çalışanları, kan veya başka bir organ yoluyla virüs bulaşması riskini azaltmak için eldiven kullanmalı ve koruyucu kıyafetler giymelidir [1, 10].

 

*Epidemiyoloji, toplumdaki hastalık, kaza ve sağlıkla ilgili durumların dağılımını, görülme sıklıklarını ve bunları etkileyen belirteçleri inceleyen bir tıp bilimi dalıdır.

Yazar: Nazlı Ayhan

Editörler: Aslıhan Karabacak, Bilge San, Güney Akbalık

 

Görsel Kaynak

Kapak Görseli: Arka plan https://pixabay.com/photos/sheep-farmer-shepherd-agriculture-690198/ Nazlı Ayhan tarafından canva.com kullanılarak hazırlandı.

Görsel 1: Görsel Nazlı Ayhan tarafından hazırlandı.

Görsel 2: Creative Commons (CC0) https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Hyalomma-anatolicum-female-male.jpg

Görsel 3: Public Domain https://www.cdc.gov/lyme/removal/index.html

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) (US Centers for Disease Control and Prevention (CDC))

 

Kaynakça

[1] https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/crimean-congo-haemorrhagic-fever

[2] C.A. Whitehouse, “Crimean–Congo hemorrhagic fever”. Antiviral research, ED-64(3), pp.145-160. 2004.

[3] P. Maes, P., S.V. Alkhovsky, Y. Bào, M. Beer, M. Birkhead, T. Briese, M.J. Buchmeier, C.H. Calisher, R.N. Charrel, I.R. Choi and C.S. Clegg, “Taxonomy of the family Arenaviridae and the order Bunyavirales: update 2018”. Archives of virology, ED-163(8), pp.2295-2310. 2018.

[4] https://talk.ictvonline.org/taxonomy/

[5] R.M. Elliott, C.S. Schmaljohn, and M.S. Collett, “Bunyaviridae genome structure and gene expression. In Bunyaviridae.”  Springer, Berlin, Heidelberg. pp. 91-141.1991.

[6] P. Fillâtre, M. Revest, and P. Tattevin, P. “Crimean-Congo hemorrhagic fever: An update.” Medecine et maladies infectieuses. 2019.

[7] J.R. Spengler, É. Bergeron, and C.F., Spiropoulou, “Crimean-Congo hemorrhagic fever and expansion from endemic regions.” Current opinion in virology, ED-34, pp.70-78. 2019.

[8] H. Leblebicioglu, R. Ozaras, H. Irmak, and I. Sencan, “Crimean-Congo hemorrhagic fever in Turkey: Current status and future challenges.” Antiviral research, ED-126, pp.21-34. 2016

[9] G.R. Yilmaz, T. Buzgan, H. Irmak, A. Safran, R. Uzun, M.A. Cevik, and M.A. Torunoglu, “The epidemiology of Crimean-Congo hemorrhagic fever in Turkey, 2002–2007.” International Journal of Infectious Diseases, ED-13(3), pp.380-386. 2009.

[10] https://www.saglik.gov.tr/TR,55309/kirim-kongo-kanamali-atesi–uyari-ve-onlemler-09052019.html