İnsan genom projesi (İGP) devlet girişiminin ve uluslararası iş birliğinin büyük bir başarısıdır. ABD tarafından 1990’da başlatılan projenin amacı insan genomun hepsini dizilemekti ve bu o zaman için çok büyük bir projeydi. Hedef 20000 – 25000 arası genin, 3 milyar baz çiftinin sırasını bulmaktı. Dünyanın dört bir tarafından 20 kurumun katılımıyla ve 3 milyar dolar bütçe ile başladı İGP. Bütçesi vergilerden karşılanacak olan proje bazı çevreler tarafından kuşkuyla karşılandı. Sonuçta teknik olarak zor, finansal olarak çok pahalıydı. 2000 yılına gelindiğinde, projenin %99 kesinlikle tamamlandığı tüm dünyaya duyuruldu – hem de öngörülen zamandan tam 5 sene önce.

İGP ağırlıklı olarak bakteri temelli dizileme yöntemi kullanılarak bitirildi. “Bakteri temelli dizileme yöntemi de ne şimdi?” dediğinizi duyar gibiyiz. Şöyle ki; insan genomu önce parçalara ayrıldı ve bu parçalar bakteri hücrelerinin içine sokuldu. Bakteriler verilen insan kromozom parçalarından çokça üretip miktarı arttırdı. Böylece verdiğiniz küçük miktar dizileme yapabileceğiniz kadar çok oldu. Dizilemesi yapılan insan kromozom parçaları hem kodlayan hem de kodlamayan kısımları içeriyordu. Bu vesileyle kromozomlarımızın her kısmının bir gen kodlamadığını da belirtmek isteriz. IGP’de kromozomların merkezinde kemer gibi duran “centromer”ler ve uçlarda bulunan “telomer”ler kullanılmadı, çünkü zaten buralardan protein üretilmiyordu. Bütün dizileme işi bittiğinde, sıra bilgisayarda veriyi analiz etmeye gelmişti.

İGP’nin verimliliğinin ve başarısının sırrını özel bir şirketle yarış halinde olmasına bağlayanlar çoktur. 1998 yılında, Celera şirketinin başındaki J. Craig Venter yarış ilan etmiş ve 300 milyon dolar bütçe ile insan genomunu dizileyecegini iddia etmiş. İki proje arasındaki en büyük fark bütçe değil, felsefeydi. Çünkü Celera şirketi edineceği bilgiyi gizli tutacak ve sadece ödeme karşılığı paylasacaktı. Hatta dizisini paylaşmadan bazı genleri patentlemeyi hedefliyordu. Oysa IGP bütün sonuçları – tamamlar tamamlamaz- ücretsiz ve başkalarının kullanımına açık olarak paylaştı. 1996 yılında imzalanan Bermuda Anlaşması, IGP’nin edindiği bilginin 24 saat içinde paylaşılmasını öngörüyordu.

Bu büyük anlayış farkı iki proje arasında olabilecek iş birliğini imkansız kıldı. Bunun yerine kıran kırana bir mücadele başladı. Ta ki iki rakip 2000 yılında berabere kalana kadar. Hem Celera hem de IGP projeyi aynı zamanda bitirdi ve berabere kaldıklarını aynı gün duyurdular. Derler ki eğer Celera rekabet yaratmasaydı IGP bu kadar kısa sürede böyle bir başarıya ulasamazdı.

“İnsan genomu” dediğimiz zaman aslında bir gerçeği atlıyoruz. Çünkü hiçbirimiz tamamen aynı genoma sahip değiliz. Peki, kimin genomu dizilendi? Binlerce gönüllü proje için donör oldu. Dolayısıyla dizilenen genom bir çok insandan alınan örnekleri içeren referans niteliğindeydi. Bu referans ilerideki karşılastırmalara ve çalışmalara başlangıç noktası olacaktı. İki insan genomu benzerliği %99.6 ile %99.9 arasındadır. Dolayısıyla IGP’nin sağladığı referans dizi çok kıymetli bir bilgi kaynağıydı.

Bilimle kalın!

Yararlanılan kaynak: https://www.minipcr.com/…/DNAdots.human_.genome.project.fin…