Felaket senaryolarını sever misiniz? Neyse ki Hollywood yönetmenleri bizleri düşünüp bu konularda bol bol film çekiyorlar. İklim değişikliği ile ilgili olan filmlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Film izlerken bize hep soyut ve çok uzak gelecekte gerçekleşebilecek ya da hiç gerçekleşmeyecek gibi gelen kavramlar aslında gerçekten o kadar uzak mı? Bunun cevabı için bu ay Nature Geoscience dergisinde yayımlanan Bern Üniversitesi’nden Hubertus Fischer’in önderliğinde gerçekleşen ve 17 farklı ülkeden araştırmacının da yer aldığı çalışmaya bağlanıyoruz.

Bu çalışmanın belki de en çarpıcı tarafı son 3.5 milyon yıl içerisinde farklı dönemlerde gerçekleşmiş olan 3 farklı ısınma döneminin kayıtlarının incelenerek, günümüzle bir karşılaştırılmasının yapılması. Bu seçilen dönemlerde dünyanın ortalama sıcaklığının sanayi devrimi öncesi değerlerin 0.5-2.0 okadar üzerinde olduğu belirtiliyor. Günümüzde yaşanan iklim değişikliğinin en büyük etkeninin sanayi devrimi sonrası başlayan karbon salınımlarının artması olduğunu bir hatırlayalım.

Bu bahsedilen dönemler Holosen döneminde (11000 yıl öncesinden günümüze kadar olan dönem) sıcaklığın en yüksek olduğu dönemi (5000-9000 yıl öncesi), son buzul arası dönemi (129000-116000 yıl öncesi) ve orta Pliyosen sıcak dönemini (3.3-3 milyon yıl öncesi) kapsıyor. Bu ilk iki sıcak dönem ayrıntılı incelendiğinde, sıcaklıktaki değişimin dünyanın yörüngesinde gerçekleşen tahmin edilebilir değişikliklerden dolayı meydana gelmiş olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, orta Pliyosende gerçekleşen ısınmanın bugün yaşadığımız ısınma dönemine benzer olarak atmosferdeki karbondioksit değerlerinin 350-450 ppm değerlerine kadar yükselmesi sonucu gerçekleştiği kaydediliyor.

Geçmiş dönemdeki ısınmaların etkileri incelendiğinde, dünyanın ortalama sıcaklığındaki artışın ne kadar dramatik sonuçlara yol açabileceği hakkında fikir elde edebiliyoruz. Araştırmacılar bu sonuçları elde ederken buzullardan aldıkları karotlar, çöküntü katmanları, fosil kayıtları ve izotop atomlar kullanılarak yapılan yaşlandırma analizlerinden faydalanıyorlar.

Araştırma bulgularına göre geçmişteki ısınma dönemlerinin etkileri bir hayli çarpıcı. Bu etkiler:

  • Antartika ve Grönland’daki buzulların erimesiyle birlikte, denizlerdeki su seviyelerinin en az 6 metre yükselmesi
  • Su seviyelerindeki yükselmenin etkisiyle deniz ekosistemlerinin dengesindeki değişimler
  • Sahara Çölü’ndeki bitki örtüsündeki artış,
  • Orman türlerinin ve tundra ekosistemlerinin 200 km kutuplara doğru çekilmesi
  • Yüksek rakımda yaşayan türlerin azalması
  • Ilıman tropik ormanların azalması
  • Akdeniz’de yangınların artmasıyla beraber bitki örtüsünün değişmesi

olarak kaydedilmiş. Oregon Eyalet Üniversitesi’nden Prof. Alan Mix, bu değişikliklerin 2 oC – belki de sadece 1.5 oC– sıcaklık artışı neticesinde gerçekleştiğini aktarıyor.

Günümüz için de uzun zamandır buzulların erimesiyle birlikte yaşanacak deniz seviyesi yükselmelerinin etkileri konuşuluyor. Araştırmacılara göre bu yüzyıl sonlarına doğru su seviyesi yükselmesinin durdurulamaz bir hale gelmesi ve dünya nüfusunun büyük bir bölümünü etkilemesi olasılığı bir hayli yüksek.

Araştırmacılar, geçmiş ısınma dönemlerinden elde ettikleri bulgular ışığında gelecek için yapılan iklim değişikliği öngörülerinin yeterince gerçekçi olmadığını ve ısınmaların etkilerini arttıran bazı mekanizmaların iklim modellerinde yeterince iyi temsil edilmediğini aktarıyorlar. Bununla birlikte uzun vadede beklenen sıcaklık artışının şimdi bahsi edilen seviyelerin çok üstünde olabileceğini söylüyorlar. Özellikle kutuplarda yaşanacak bir ısınmanın çok daha ciddi olabileceğini belirtiyorlar.

2015’te yapılan Paris Anlaşması’nda dünyanın ortalama sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak için alınacak önlemler konusunda ülkeler anlaşmaya varmışlardı. Fakat geçmiş ısınma dönemleri bize gösteriyor ki 2 derecelik bir artışın bile çok dramatik etkileri olabilir. Görünen o ki, sıcaklık artışının önüne geçebilmek için karbon salınımlarında çok daha sıkı bir politika izlemek gerekecek. Aksi takdirde tarihin tekerrür etmesi kaçınılmaz olabilir.

Hazırlayan: Tuba Bucak

Editör: Uğur Parlatan

Görsel: Octavio Abruto/iLCP

Haber kaynağı: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/07/180705110027.htm

Makale: https://www.nature.com/articles/s41561-018-0146-0