Ciltten alınan bazı kimyasallar, akciğerlerden alınanlara neredeyse eşdeğer

Havadaki zehirli maddelerin sadece akciğerler yoluyla vücuda girebildiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ama yanılıyorsunuz. Yeni bir araştırmaya göre, bazı kimyasallar sadece soluma yoluyla değil ciltten de vücuda girebilir.

Aldığımız her bir nefes zehirli maddeleri akciğerlere taşıyabilir. Kan, ciğerlerin en küçük hava yollarına doğru akar. Havadan gelen kimyasallar buradan kan dolaşım sistemine girebilir. Fakat, vücudun en büyük organı cilttir. Seattle’da Washington Üniversitesi’nde çevre mühendisi olan John Kissel, son çalışmalara göre cildin “bu kimyasallar için büyük süngerler” gibi işlev gördüğünü söylüyor.

Araştırmada ciltten göreceli olarak yavaş gecen kimyasallara bakıldı. Kissel “Çok az maruz kalınsa bile eğer kimyasala tüm vücut maruz kalırsa büyük miktarda kimyasal vücuda geçirebilir” diyor.

Endişe verici kimyasallardan biri ftalatlar (phthalates). Plastikler için çözücü ve yapı taşı olarak kullanılıyorlar. Çok geniş kullanım alanları nedeniyle, ftalatlar bütün çevremizde ve insanların vücudunda bulunuyor. Bebekler henüz doğmadan bile bu kimyasallara maruz kalabiliyor. Araştırmalar bebek ve küçük çocuklardaki değişikliklerin ftalatlara maruz kalmakla olan ilişkisini ortaya koydu. Bu değişikliklerden bazıları zihinsel etkinlik ve üreme organlarıyla ilgili.

Danimarka’daki yeni bir çalışmada altı erkek iki ftalata altı saatlik sürelerle maruz bırakıldı. Kimyasallardan biri dietil ftalat (DEP); kozmetik ürünlerde, parfümlerde ve şampuan gibi kişisel bakım ürünlerinde sıkça rastlanan bir içerik maddesi. DEP yeni doğan erkek bebeklerin üreme organlarında hafif dişileşme ve başka değişiklikler ile ilişkilendirildi. İkinci kimyasal madde dibutil ftalat (DBP yada DnBP). O da birçok kozmetik üründe bulunuyor. Ayrıca endüstriyel çözücü olarak kullanılıyor ve yapıştırıcı, köpük önleyici madde, plastik ve kayganlaştırıcılarda içerik maddesi. Bu madde ise bebeklerde düşük doğum kilosu ile ilişkilendirildi.

Danimarka’daki testlerde erkekler havadan yüksek dozda ftalata maruz bırakıldı. Kullanılan sınır değerler yine de işçiler için verilen sınır değerlerden daha düşüktü. Katılımcılar ftalatların vücuda akciğer yoluyla girmesini önlemek için bir gün boyunca başlık giydiler. Bu onların odadaki ftalat ile kirli hava yerine görece daha temiz bir hava solumasını sağladı. Cildin hava ile temasını arttırmak için, katılımcılar sadece şort giydi.

Charles Weschler, Piscataway’de Rutgers Üniversitesi’nde kapalı ortam hava kirliliği kimyageri. Deneyi o yönetti, aynı zamanda katılımcılardan biriydi.

DEP, soluma ve cilt yoluyla yaklaşık eşit miktarda kan ve idrara geçti. DnBP’nin ciltten emilimi solunumdan yaklaşık yüzde 80 daha fazlaydı. Araştırmacılar bulgularını Ekim ayında Çevre Sağlığı Perspektifleri’nde (Environmental Health Perspectives) paylaştılar.

Fakat 6 saatlik testler ftalatların tamamen deriyi doldurması için çok kısaydı. Alt deri dokusu kimyasalları tamamen ememedi. Bu sürede havadan taşınan ftalatların sadece birazı – tamamı değil – kana ulaşabildi. Araştırmacılar, katılımcıların 30 ila 40 saat daha maruz kalması durumunda sonuçların çok farklı olacağını hesapladı. Weschler, Öğrenciler için Bilim Haberleri’ne (Science News for Students) “O zaman cilt emilimi, solunumdan beş-altı kat daha fazla olabilirdi” dedi.

New York’ta Mt. Sinai Hastanesi’nde epidemiyolojist olan Shanna Swan, “Bu çalışma hem çok düzenli hem de çok iyi kontrol edilmiş. Kirletici maddeler ve onlara farklı maruz kalma şekillerini anlamamız için tam olarak ihtiyacımız olan şey bu” dedi.

Yeni bilgiler yeni doğan yoğun bakımda tedavi gören bebeklerde görülen çok yüksek ftalat miktarlarını açıklamaya yardımcı olabilir. Bu üniteler prematüre doğan bebekleri tedavi ediyor. Bu ünitelerde, ftalat bazlı tüpler ve plastikler sıkça kullanılıyor.

Giyilen giysilerin etkisi

Rolla’da Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde çevre mühendisi olan Glenn Morrison, ikinci bir deney yaptı ve kendisini Danimarka’daki deney katılımcıları ile aynı koşullara maruz bıraktı. Fakat deneyde büyük ölçüde çıplak olanların aksine Morrison deneylerden birinde temiz pamuk kıyafetler giydi. Başka birinde ise dokuz gün boyunca ftalatla kirletilmiş havada bırakılmış giysiler giydi.

Morrison ve Weschler’in grubu yeni yıkanmış giysilerin hava yoluyla taşınan ftalatların geçişinin önceki deneyde görülen ortalamaya göre azalttığını gösterdi. Ancak, Morrison’un kirli havada bırakılan giysiler giymesi çıplak deriyle maruz kalmaya göre maddenin etkisini arttırdı. Laboratuvarın dışında, giysilerin kirli havaya maruz kalması giysiler dolapta ya da sandalyenin arkasında asılıyken de gerçekleşebilir. Bu çalışma, 10 Haziran’da “Jounal of Exposure Science and Environmental Epidemiology” dergisinde yayınlandı.

Temiz giysiler cilt gibi işlev görüyor diye açıklıyor Kissel. Cilde ulaşamadan önce kirli maddeleri emiyorlar. Bu bir yandan iyi, diğer yandan kötü. “Cilt en çok hava sıcak ve nemli olduğunda geçirgen oluyor. Yani, havayı deriye yakın hapsetmek ve ısıtmak (giyinerek) bulaşıcı maddelerin kirli kıyafetlerden geçişini artırabilir.” diyor.

Oje, güneş koruyucu ve nikotin

Wescher “Bütün kimyasallar ftalatlar gibi davranmaz” diye ekliyor. Molekülleri çok büyük olmayan kimyasallar olması lazım. Ayrıca oda sıcaklığında buharlaşıp gaza dönüşmeye meyilli olmamalı. Son olarak, ciltteki yağlar gibi yağ içinde çözünebilmeli.

Daha önceki bir çalışmada Weschler, Berkeley’de California Üniversitesi’nden William Nazaroff’la çalıştı. Birlikte hangi kirletici maddelerin havadan ziyade cilt yoluyla geçmeye meyilli olduğunu değerlendirdiler. Weschler, “Havada en çok bulunan ve bu özelliklere sahip 100 kimyasal maddeyi inceledik” diyor.

Bu maddeler içinde yaklaşık 30 tanesi doğru oranda fiziksel ve kimyasal özellikler taşıyordu. Bunları “goldilocks” molekülleri olarak tarif ediyor (çevirenin notu: tam olması gerektiği gibi anlamında) – havadan kana taşımak için gereken bütün özelliklere sahip moleküller.

Goldilocks adayları Danimarka’da yapılan deneyde kullanılan ftalatları da içeriyor. Listede aynı zamanda başka ftalatlar, kozmetikte ve güneş koruyucularda bulunan parabenler ve kokularda kullanılan sentetik miskler de var. Nikotin de ciltten önemli ölçüde geçebiliyor, bazı tarım ilaçları ve etil glikol gibi çözücüler de. İkili goldilocks listesini 2012’de bir makalede yayınladı.

Kaynaklar:

https://www.sciencenewsforstudents.org/article/some-air-pollutants-seep-through-skin

Orijinal makaleler:

C.J. Weschler et al. Transdermal uptake of diethyl phthalate and Di(n-butyl) phthalate directly from air: Experimental verification. Environmental Health Perspectives. Vol. 123, October 2015, p. 928. doi: 10.1289/ehp.1409151.

G.C. Morrison et al. Role of clothing in both accelerating and impeding dermal absorption of airborne SVOCs.Journal of Exposure Science and Environmental Epidemiology. Published online June 10, 2015. doi: 10.1038/jes.2015.42.

C.J. Weschler and W.W. Nazaroff. SVOC exposure indoors: fresh look at dermal pathways. Indoor Air. Vol. 22, October 2012, p. 356. doi: 10.1111/j.1600-0668.2012.00772.x.

Çeviri: Çiğdem Sevim Bayrak

Düzenleme: İrem Enser