Bulutsuz ve ışık kirliliğinin az olduğu bir yerden gökyüzüne bakan herkes, yıldızların göz alıcı ihtişamından ve Samanyolu’nun göğü bir uçtan diğerine kat edişinden etkilenmiştir. Geçmişte, hatta günümüzde bile, yıldızlar insanlarca çeşitli anlamlara atfedilmiş, gezginlere kılavuzluk etmiştir. Çıplak gözle görebildiğimiz yıldızların neredeyse hepsi kendi galaksimize aittir.

Gökyüzünde yıldız olarak adlandırdığımız gök cisimlerinin birkaçı özellikle dikkat çeker; bunlar diğerleri gibi yanıp sönerek bize göz kırpmak yerine sabit olarak parıldarlar. Bunlar aslında yıldız olmayıp Güneş Sistemi’ndeki komşularımız olan diğer gezegenlerden başkası değillerdir. Güneş ışığını direkt olarak yansıttıkları ve görece yakın oldukları için yıldız ışıklarının atmosferimizdeki kırılmalardan kaynaklı, bize göz kırpıyor gibi gelen bu etkiye sahip değillerdir.

Dünya’dan çıplak gözle görebildiğimiz gezegenler Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn’dür. Bu gezegenler sabit parlaklıkları nedeniyle insanlık tarihinde özellikle dikkat çekmiş, mitolojilerde kendilerine önemli anlamlar yüklenmişlerdir. Yıldızlar, hayal gücümüzün her zaman başköşesindeki “yıldız”larından biridir. Muhtemelen yıldızlara bakıp da orada ne tür Dünyalar olduğunu düşünmeyen, hayallere dalmayan biri yoktur.
Peki, diğer gezegenlerden Dünyamız nasıl görünmektedir? Öncelikle üzerine uzay aracı indirebileceğimiz bir yüzeyi olan dört kayalık gezegen bulunmaktadır: Güneş’e yakınlık sırasına göre Merkür, Venüs, Dünya-Ay sistemi* ve Mars. Mars’ın ötesindeki gezegenler büyük çoğunlukla gazlardan oluşur ve belirli bir yüzeyden söz edilemez. Biricik Dünyamız, gözlem yapma şansı yakaladığımız diğer gezegenlerden ve Güneş Sistemi’nin dış kesimlerinden nasıl görünüyor teker teker inceleyelim.

Merkür
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Messenger (Haberci) adlı uzay aracı 6 Mayıs 2010 tarihinde 183 milyon kilometre öteden Dünya- Ay sisteminin bu büyüleyici fotoğrafını çekmiştir. Merkür üzerinde yaşayan bir canlı olsaydı gökyüzünde birbiri etrafında dans eden bu iki gök cismine hayran kalırdı.

Venüs
Her ne kadar Venüs Dünya’dan çok parlak gözlemlenebilse de Venüs’ün atmosferi sülfürik asit ve diğer sera gazlarından oluşan kalın bir bulut tabakasıyla kaplı olduğu için bırakın Dünya’yı, Güneş’i bile gökyüzünde seçmek mümkün değildir. Dünya’nın ikizi olarak nitelendirilen en yakın gezegen komşumuz, mümkün olsaydı belki de Dünya-Ay sisteminin en güzel manzaralarından birine sahip olacaktı.

Biliyor muydunuz?
Dünya üzerinde parlaklığıyla gölge yaratabilen yalnızca 3 gök cismi mevcuttur: Güneş, Ay ve Venüs.

Ay
Her ne kadar bir gezegen olmasa da Ay’ı listeye almamak haksızlık olurdu. Ay’a insanların indirildiği Apollo görevlerinde çekilen o muhteşem fotoğraflara aşina olmayanımız yoktur.

Mars
Dünyamızın başka bir gezegenden çekilen ilk fotoğrafı Mars’tan çekilmiş bu resimdir. 3 Ekim 2007 tarihinde HiRISE makinesiyle dünyadan 142 milyon kilometre uzaklıktan çekilen bu fotoğrafta Dünya ve Ay’ın yarısı gözükmektedir. Bunun nedeni faz açısının 98 derece olması ve bu nedenle disklerin yalnızca yarısının aydınlanmış olmasıdır. Dünya’nın sağ alt kısmında Güney Amerika’nın batı kıyıları görünmektedir.

Satürn
Cassini uzay aracı tarafından 19 Temmuz 2013’te 1,44 milyar kilometre öteden çekilen bu fotoğraf Dünya’nın başka bir gezegenden çekilmiş üçüncü resmidir. Dünyamız, Satürn’ün ana halkaları olan F, G ve E halkalarının altında ufak mavi bir noktacık olarak görünmektedir. Bu resim aynı zamanda Dünya’nın başka bir gezegenden görüneceğinin öngörüldüğü ilk fotoğraf olma özelliği taşır.

Neptün Ötesi
Voyager 1 adlı uzay aracı 14 Şubat 1990’da rekor bir mesafe olan 6 milyar kilometre öteden 60 kare çekmiş ve bunlar birleştirilerek Güneş Sistemi’nin ilk portesini bize göstermiştir. “Soluk Mavi Nokta” olarak da bilinen bu mozaik fotoğrafta Dünyamız ışık huzmelerinin birinin merkezinde, 0,12 piksel büyüklüğünde ufak mavi bir noktacık olarak görülmektedir. Voyager 1, Dış Güneş Sistemi’ni incelediği görevini tamamlayıp Güneş Sistemi’ni terk etmek üzereyken ünlü gök bilimci Carl Sagan’ın isteği üzerine NASA, kameralarını son bir kez döndürmüş ve Dünya’nın ve uçsuz bucaksız gözüken Güneş Sistemi’nin son bir fotoğrafını çekmiştir.

Yazıyı Carl Sagan’ın bu fotoğraf üzerine yaptığı o muhteşem yorumdan bir alıntıyla bitirelim:
“Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor.

Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin; şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gök bilimin alçakgönüllülük ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insan kibrinin ne kadar aptalca olduğunu küçük Dünyamızın bu uzak imgesinden daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence bu birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuza vurgu yapıyor ve bu mavi noktayı korumaya ve yaşatmaya… Sahip olduğumuz biricik yuvamız!”

*Dünya-Ay Sistemi: Azınlık bir görüş de olsa bazı bilim insanları Dünya-Ay ikilisinin gezegen-uydu değil çift gezegen sistemi olduğunu öne sürmektedir.

Kaynaklar
http://www.astronomy.com/news/2017/04/cassinis-final-image-of-earth
https://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2005/28nov_venusshadows
https://starchild.gsfc.nasa.gov/docs/StarChild/questions/question26.html

Görseller NASA’dan alınmıştır:
https://images-assets.nasa.gov/image/PIA17936/PIA17936~orig.jpg
https://images-assets.nasa.gov/image/PIA13474/PIA13474~orig.jpg
https://images-assets.nasa.gov/image/as11-44-6552/as11-44-6552~orig.jpg
https://images-assets.nasa.gov/image/PIA10244/PIA10244~orig.jpg
https://www.nasa.gov/mission_pages/cassini/multimedia/pia17171.html
https://images-assets.nasa.gov/image/PIA00452/PIA00452~orig.jpg

Hazırlayan: Baran Koç
Düzenleyen: Arzu Uyar