Antik Yunan döneminden en sevdiğim karakterlerden biri Aşil’dir. Efsaneyi bilenler bilir, ya İlyada Destanı’nda Aşil’in hikayesine tanık olmuş, ya da onu Truva filminde yakışıklı ve onurlu bir adam olarak Brad Pitt kılığında görüp sevmişsinizdir. Aşil zamanının en büyük savaşçılarından biriydi ve büyük bir zaafı vardı: hatırlanma arzusu! Öyle ki aslında ‘o benim kralım değil’ dediği Agamemnon için savaşmadan önce kahin savaşa giderse öleceğini ama sonsuza kadar hatırlanacağını kulağına fısıldadığında, şüphesiz kararını vermişti. Güzel bir hayatı elleriyle bir kenara itip, kahraman olmayı ve sonsuza kadar hatırlanmayı seçti.

Peki sizce Aşil gerçekten sonsuza kadar hatırlanacak mı? Örneğin sadece 12000 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen, MÖ 10000 yıllarına tarihlenen Göbeklitepe uygarlığı hakkında bilgilerimiz sınırlı. Bunun sebebi pek çok maddenin doğada bir ömrünün olması. Kimi şeyler uzun süre bozunmadan korunabilirken, kimi ise çok çabuk ayrışabilip doğadaki madde döngülerine dahil oluyor. Örneğin Sümerliler yazıyı kil tablete değil de selülozdan kağıtlara yazmış olsaydı, Sümer uygarlığının izlerini bugüne kadar takip edebilir miydik?

Bahsettiğim ve tasavvur edilmesi daha kolay olan tarihsel zaman dilimi, evrenin oluşumundan beri geçen zaman dilimini düşündüğümüz zaman çok sınırlı bir dönemi kapsıyor.  Aslında bu kadar kısıtlı bir zamandan bile günümüze bu kadar az iz kalabilmişken, geçmiş jeolojik zamanlarda neler olduğunu nasıl bilebiliyoruz? Ve asıl burada bahsetmek istediğim ana konuya gelirsek, bu ‘geçici’ dünyada bizden belki milyonlarca yıl önce yaşamış ve belirli bir teknolojik birikime ulaşmış, belki kendi sanayi devrimlerini yaratmış insan ya da başka bir canlı olup olmadığından nasıl emin olabiliriz? Hatta konuyu biraz daha ileri götürelim, dünya dışında başka bir gezegende bu düzeyde -ya da daha ileri düzeyde- bir uygarlık gelişmediğine dair bir kanıtınız var mı?

Drake denklemi: Samanyolunda bulunan dünya-dışı uygarlık sayısını tahminleyebilir miyiz?

Yaklaşık 57 yıl önce Frank Drake tarafından dünya-dışı uygarlık sayısını tahminleyici bir denklem geliştirildi. Bu denklemle Samanyolu’ndaki aktif ve gelişmiş iletişim teknolojileri kullanan uygarlık sayısını tahminlemek mümkün. Drake denklemine göre bu uygarlıkların sayısı:

  • Galaksimizdeki ortalama yıldız oluşum oranı
  • Oluşan yıldızların yörüngesinde bir gezegeni olanların oranı
  • Bir yıldız başına düşen potansiyel olarak yaşam barındırabilecek gezegen ortalaması
  • Gerçekten içinde yaşamın geliştiği gezegenlerin oranı
  • Akıllı ve uygarlık geliştirebilmiş gezegenlerin oranı
  • Bu uygarlıklardan gelişmiş iletişim teknolojileri geliştirmiş olanların oranı
  • Uzaya tespit edilebilecek sinyal gönderebilenlerin oranı
  • Tespit edilebilen sinyalleri ne kadar uzun bir süredir saldıklarının çarpımı şeklinde ifade edilebilir.

Silurian hipotezi

NASA Goddard Uzay Araştırmalar Enstitüsü’nden Gavin A. Schmidt ve Rochester Üniversitesi’nden Adam Frank geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Astrobiyoloji dergisinde yayınlanan makalelerinde Silurian hipotezi adını verdikleri kavramı açıklıyorlar: Yaklaşık 400 milyon yıldır dünyada karmaşık canlı sistemlerin var olduğu ve insan denilen türün bu kısıtlı zaman ölçeğinde bu kadar yol aldığı düşünülürse, bu durumun daha önceden yaşanmadığını nereden bilebiliriz? Makalelerinde geçmiş uygarlıkların izini aramak için ne gibi izlere bakabileceğimizle ilgili günümüzdeki verileri kullanarak bir çıkarımda bulunuyorlar.

Bu soruyu cevaplayabilmek için öncelikle milyonlarla yıl önce yaşanmış olası bir sanayi devriminin bugüne nasıl bir izler bırakmış olacağını düşünmemiz gerekiyor. Bunun için de aslında Antroposen diye adlandırdığımız, insanoğlunun çevre ve iklim üzerinde etkilerinin baskın olduğu dönemden geleceğe bırakabileceğimiz jeolojik izler ne olabilir diye düşünmek faydalı olabilir. Geçmişte yaşanmış bir sanayi devriminin de bizimkine benzer izler bırakmış olabileceğini varsayıp, bu izleri geçmişte arayabiliriz. Ya da belki de diğer gezegenlerde!

Ne yazık ki, günümüzden milyonlarca yıl sonraya muhteşem sanat eserlerimiz değil de pek de hoş olmayan jeolojik izler bırakacak gibi gözüküyoruz. Schmidt ve Frank makalelerinde bugünden geleceğe nasıl jeolojik izler bırakabileceğimizi şöyle sıralıyorlar:

  • Sanayi devrimiyle birlikte son 300 yıldır hızla artan atmosferdeki karbondioksitin neden olduğu küresel ısınma,
  • Azotlu gübrelerin yoğun bir şekilde kullanılmasının ve tarla bitkilerinin artışına bağlı olarak azot bağlama miktarındaki artışın azot döngüsündeki ve dolayısıyla δ15N oranlarında sebep olduğu değişim,
  • Tarım alanları açma amacıyla orman alanlarının tahrip edilmesi ve bu durumun tetiklediği erozyon ve sedimantasyon oranlarındaki artış,
  • Doğada çözünmedikleri için milyonlarca hatta milyarlarca yıl bozunmadan kalabilen plastikler, sentetik kirleticiler ve steroidler,
  • Nükleer savaş ya da nükleer kazaların -olursa- bırakacağı yüksek miktarda radyoaktif izotop.

Dr. Schmidt Mars ve Venüs’ün ilk oluşum dönemlerinde bugüne nazaran daha yaşanabilir bir habitat olduğundan bahsediyor ve bir gün Mars ve Venüs yüzeylerinden de jeolojik bir sondaj yaparak geçmişteki olası uygarlıkları arayabileceğimizi belirtiyor. İnsanoğlunun dünyada bıraktığı izler ise diğer gezegenlerde ne gibi izler aramamız gerektiğinin bir göstergesi olabilir. Tabii ki, eğer olası uygarlıklar enerji üretimlerini gezegenleriyle daha uyumlu, yani bizim aksimize daha sürdürülebilir şekilde gerçekleştirdiyseler, arkalarında şüphesiz daha az jeolojik kanıtlar bırakmış olabilirler.

Evrende başka uygarlıklar var mı sorusunun cevabını bilim insanları henüz bulabilmiş değiller. Ama bunun cevabını bilmiyor olmamız başka uygarlıkların var olmadıkları anlamına gelmiyor. Bilimin güzelliği, belki hiçbir zaman sonuca ulaşamayacak olsak bile soru sormaktan ve şüphe etmekten vazgeçmemek.

Yazıyı hazırlayan: Tuba Bucak

Yazıyı düzenleyenler: Bilge San & Recep Kaş

Görsel kaynağı: (Dino Street (University of Rochester illustration/Michael Osadciw)

Kaynak

Gavin A. Schmidt & Adam Frank. The Silurian Hypothesis: Would it be possible to detect an industrial civilization in the geological record? International Journal of Astrobiology, doi: 10.1017/S1473550418000095

http://www.sci-news.com/featurednews/silurian-hypothesis-05921.html