Okuma süresi: 3 dk

Hayvanlar dünyasında bir dokuyu veya kaybedilen bir beden parçasını yenileyebilme, sınırlı da olsa tüm türlerde görülen bir özellik. Örneğin, bir semender türü olan aksolot, kaybettiği uzvunu veya hasar gören kalbini yenileyebiliyor [1]. Memelilerde bu özellikler daha sınırlı. Mesela, karaciğer kendini yenileme özelliğine sahip, buna karşılık kalbe veya beyindeki büyük hasarlar ölüme sebep olabiliyor. 

Bilim insanları, yıllardır türlere veya aynı türün farklı gelişimsel dönemlerine göre değişiklik gösteren bu yenilenme özelliğinin sırrını çözmeye çalışıyor. Bilim kurgucular ise kendi bedenlerini yenileyebilen süper kahramanlar yaratıyorlar. 

Birkaç yıl önce Japonya’daki bir laboratuvarda etkileyici bir gözlem yapıldı. Omurgasız bir yumuşakça olan deniz tavşanının (Elysia marginata) kafası, gövdesinden ayrılmış şekilde akvaryumun dibinde hareket ediyordu. Kalbi ve diğer organları olmadığından kısa süre içinde öleceği düşünüldü. Fakat tahmin edilen şey olmadı. Bir ay içinde kafadan yeni bir gövde oluştu. 

Yassı solucan gibi bazı omurgasızlarda bedenin kaybedilen büyük bir kısmının yenilenebildiği biliniyordu. Yassı solucandan daha karmaşık bir yapıya sahip olan deniz tavşanında (mesela kalbi var) da bu özelliğin görülmesi çok şaşırtıcı oldu. Hatta, bilim insanları, gözlemlerine devam edince topladıkları deniz tavşanlarından bazılarının kendi kafalarını kopardıklarını gördüler. Kopan kafa, koptuktan birkaç saat sonra ortamdaki alglerle beslenmeye başlıyor ve yara da 1 gün içinde kapanıyordu. Kopan gövdeden ise yeni kafa oluşmuyor ve gövde zamanla çürüyordu. 

Mitoh ve Yusa [2,3], kafa koparma davranışının sebebini bulmak için deneyler yaptılar. İki hipotezleri vardı: Avcı bir hayvandan kaçmak veya iç parazitlerden kurtulmak. Avcı hayvan saldırısını taklit eden denemeler sonucunda kafa koparma davranışı görülmedi. Sadece parazit verilen hayvanlarda bu davranış gözlendi. Ayrıca kafa koparma davranışının birkaç saat sürdüğü belirlendiğinden bu avdan kaçmak için uygun bir taktik değildi. 

Kafa koparma işleminin, boyunlarındaki “kesme düzlemi” olarak adlandırılan enine çizgi boyunca, kendi kendini sindirme (otoliz) yoluyla meydana geldiğini buldular. Araştırmalar devam ettikçe, bu kendi kendini sindirmeye yol açan moleküllere emrin nasıl bir mekanizmayla verildiğini ve parazit varlığında hücrelerde hangi genlerin aktive olduğunu öğrenmek oldukça ilginç olacak.

Araştırmacılar, kopan kafaların kalp ve diğer organlar olmadan nasıl canlı kalmaya devam ettiğini henüz bilmiyorlar. Yedikleri alglerin taşıdığı kloroplastların fotosentez yaparak deniz tavşanlarının kafalarına enerji sağladığını, bu sebeple yaşamaya devam edebildiklerini düşünüyorlar. Gelişmeleri heyecanla bekliyoruz.

Yazar, çizer: Güney Akbalık

Editörler: Pınar Önal, Bilge San, Tuba Bucak

EpiSTEM’de konuk yazar olan Prof. Dr. Talat Çiftçi’ye yazıyla ilgili öneri ve düzeltmeleri için çok teşekkür ederiz.

Kaynakça:

[1] https://www.nature.com/articles/s41536-017-0027-y

[2] https://www.cell.com/current-biology/fulltext/S0960-9822(21)00047-6

[3] https://www.sciencemag.org/news/2021/03/sea-slug-cut-its-own-head-and-lived-tell-tale