Kategori: Kimya

Amerikalı tıbbi fizikçi Rosalyn Sussman Yalow, radyo-bağışıklık tayini (ing. radioimmunoassay) yöntemini geliştirmesi dolayısıyla 1977 yılında Fizyoloji veya Tıp alanında Nobel Ödülü kazandı. Radyo-bağışıklık tayini, insanlardan alınan kan örnekleri içinde çok düşük miktarda bulunan hormon ve benzeri antjienlerin* radyoaktif izotoplarla etiketlenerek, yayılan ışımanın nicel olarak tayin edilmesini kapsayan bir yöntemdir (ilgilenenler için ayrıntılı açıklama aşağıda**). Rosalyn Sussman Yalow, bu tekniği ilkin diyabetli hastaların kanındaki insülin miktarını belirlemekte kullanmıştır, fakat ilerleyen zamanlarda aynı yöntem kandaki ilaç miktarından, mide ülseri gibi hastalık ya da alerji belirteçlerine kadar birçok tetkik için kullanılmıştır. Radyo-bağışıklık tayini nükleer tıpta bir ilk olarak kabul edilir çünkü radyoaktif maddelerin kesin bir doğrulukla ölçülebilmesini ilk kez bir tetkik yöntemine çevirmiştir. Yöntem halen dünya çapında kullanılsa da, laboratuvarlar artık zamanla radyoaktiviteye daha az bağımlı tayin metotlarına*** yöneliyor.

Rosalyn herhangi bir lisansüstü eğitim programının bir kadını kabul edip maddi destek sağlamayacağına inandığı için, kariyerine aslında yarı zamanlı bir sekreter olarak başlamıştı ve ikincil bir iş olarak daktilo yazarlığı becerisi kazanmıştı. İkinci Dünya Savaşı erkeklerin çoğunu savaşa gönderdiğinde Illinois Üniversitesi kapanmak yerine kadınları da işe almaya karar verince, Rosalyn’e araştırma görevlisi olması teklif edildi. Orada doktora derecesini aldı ve 400 üyesi olan Fizik Bölümü’ne 1917’den beri giren ilk kadın oldu. Müstesna çalışmaları sayesinde 1972’de Amerikan Gazi Sağlık Kurumu Tıbbi Merkezi’nin (ing. VA Health Center) en yüksek onuru olan William S. Middleton Ödülü’nü kazandı. Ayrıca Temel Tıbbi Araştırmalar dalında Albert Lasker Ödülü’ne layık görülen ilk kadındı.

 

Notlar:

*Antijen: Vücuda bağışıklık yapıcı antikorların üretilmesi sinyalini veren uyaranların geneli.

**Radyo-bağışıklık tayininin uygulaması çok ilginç olduğundan, ilgilenenler için ek bilgi vermek istedik. Bu tayin üç aşamalı.

Aşama 1: Radyoaktif izotopla etiketlenmiş belirli bir miktarda antijen, onu doğal olarak tanıyan antikora bire bir ölçüde bağlanır.

Aşama 2: Antikor-radyoaktif antijen çifti, tayini yapılacak kan serumuna eklenir. Kan serumunda var olan ve asıl ölçmeyi istediğimiz doğal, etiketlenmemiş serum antijeni, ortama eklediğimiz antikora bağlanmak için radyoaktif antijenle rekabet etmeye başlar. Bu rekabetin kazananı doğal antijendir, yani serumdaki antijene eşit miktarda antikor, radyoaktif antijenden kopup serum antijenine bağlanır.

Aşama 3: Antikor-antijen çiftleri ve serbest antijenler basit bir teknikle kütlesine göre ayrılır. Elimizde kalan serbest, yani rekabet sonucu deneyin başında bağlandığı antikoru kaybetmiş radyoaktif antijenin miktarı, kandaki doğal antijenin bağlandığı radyoaktif antikor miktarına eşittir. Dolayısıyla serbest radyoaktif antijenin yaptığı ışımaya dayalı ölçüm, bize kan serumundaki doğal antijenin miktarını söyler.

***Örneğin çoğumuzun duyduğu ELISA testi. Bu test radyo-bağışıklık tayinine benzer şekilde antijen-antikor çiftlerinin etiketlenerek etiketin dolaylı olarak ölçülmesine dayanır, fakat bu teknikte antikorlar etiketlenir ve etiket olarak radyoaktif izotoplar değil, enzimler kullanılır. Deneyi yapanlar için daha güvenli bir tekniktir ve hassasiyetiyle meşhurdur. ELISA’nın açılımı ise enzime bağlı bağışıklık soğurma tayinidir (ing. Enzyme-linked immunosorbent assay).

 

Çeviri: Bilge San

Editörler: Güney Akbalık, Tuba Bucak, Aslıhan Karabacak

 

Kaynak: https://www.beyondcurie.com/rosalyn-sussman-yalow

Bizden Haberler

Dünya Emzirme Haftası

08/02/2020
Her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arası bebekleri anne sütüyle beslemenin yaygınlaşması için dünyada emzirme haftası olarak kutlanmaktadır. Emzirme hem anne hem de bebek sağlığı için kritik öneme sahip olduğu için Birleşmiş Milletler 2030 yılı sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin de ana odak noktalarından biridir [1]. Anne sütü dinamik bir yapıya sahiptir. İçeriği gün içinde değişmekle birlikte, bebeğin […]

Mikrodalga Fırınların Yerini Radyo Dalgaları ile Çalışan Fırınlar Mı Alıyor?

07/12/2020
Mikrodalga fırınlar, gıdaların ısıtılması, eritilmesi, pişirilmesi, kurutulması ve hatta pastörizasyon* veya sterilizasyon** seviyelerinde mikroorganizmalardan arındırılması için uzuncadır kullanılmaktadır. Radyo dalgalarının da benzer amaçlarla kullanılabileceği bilinmektedir. Ancak, hiçbirimizin evinde radyo dalgaları ile çalışan bir fırın (kısaca, radyo frekanslı fırın) henüz mevcut değil. Goji adlı bir şirketin internet sitesinde yakın zamanda  duyurduğu bir habere göre, ev-tipi radyo […]

BELİRTİ GÖSTERMEYEN COVID-19 HASTALARININ KLİNİK BULGULARI BİZE NE ANLATIYOR?

06/20/2020
Bütün dünyayı etkisi altına alan COVID-19 hastalığına yakalanıp, kayda değer seviyede belirti göstermeyen kişilerin toplumlarda yüksek bir orana sahip olduğu uzun zamandır tahmin ediliyor. Birçok kişinin pek fazla belirti göstermeden hastalığı atlatması sevindirici bir durum olsa da, bu durumun hastalığın yayılması açısından büyük bir risk yaratması ihtimali bir endişe kaynağı haline gelmişti. Nature Medicine adlı […]

Ekibimiz

06/04/2020

GÜNCEL YORUMLAR