Kategori: EpiSTEM gönüllüleri

1. Şu an bulunduğun yere gelene kadar gittiğin okullardan, aldığın eğitimden bahseder misin? Ne gibi bilimsel çalışmalar yaptın?

Lisansımı İstanbul Teknik Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde bitirdim. Lisansımın 3. yılını 2 dönem boyunca Heidelberg Üniversitesi’nde Erasmus Değişim Programı öğrencisi olarak okudum. Akabinde üç aşamalı bir mülakat sisteminden geçip Tübingen Üniversitesi’ne bağlı Hücresel ve Moleküler Nörobilim Programı’nda yüksek lisansımı yaptım. Yüksek lisans çalışmamı klinik beyin araştırmaları üzerine çalışmalar yapan Hertie Enstitüsü’nde tamamladım. Tezimi, in vivo (yani hayvan canlı iken) beyin hücrelerinin gözlemlenebildiği iki-foton mikroskopi tekniğini kullandığım moleküler görüntüleme üzerine yaptım. Bu yöntem aracılığıyla, fareyi model organizma olarak kullanarak Alzheimer hastalığında beyinde ortaya çıkan patolojik bulguları araştırdım. Doktora çalışmamı ise Leibniz Nörobiyoloji Enstitüsü’nde beyin hücrelerindeki sinaptik* aktivitenin DNA metilasyonunu** nasıl kontrol ettiğini ve bunun öğrenme ve hafızaya nasıl bir katkı yaptığı üzerine yaptım. 2018 yılından beri de Cambridge Üniversitesi’nde Alzheimer, prion*** gibi nörodejeneratif**** hastalıkların yavaşlatılması ve önlenmesi amacıyla, bu hastalıkların altında yatan moleküler mekanizmaların çözülmesi üzerine doktora sonrası araştırmalarımı sürdürmekteyim.

2. Bilimi seçmende seni etkileyen ve ilham aldığın bir kişi, bilim insanı, kitap veya olay var mı? Seni heyecanlandıran, motive eden şeyler neler?

İlkokul beşinci sınıfta biyolojiye olan hayranlığımı ve bu ilgi nedeniyle daha detaylı bilgi edinmek için anneme okul müfredatının dışında bir kitap aldırma isteğimi hatırlıyorum. Sonrasında 7 yıl boyunca eğitim aldığım ve bana çok şey katan Anadolu Lisesi’ndeki öğrenimim süresince şekillenen bilim hayranlığım vardı. Bu sadece biyolojiye değil bilimin herhangi bir dalına duyulan bir ilgiydi. Volkanlar ve depremler üzerine de okudum, fizik üzerine de, matematik üzerine de. Ortaokul yıllarındayken bu okumalar özellikle bilim insanlarının hayatlarını kitaplardan ve basılı (şimdiki gibi dijital değil – Wikipedia’ya sevgimiz bâki) ansiklopedilerden araştırmakla gerçekleşiyordu. TÜBİTAK’ın farklı seviyelerdeki popüler bilim kitaplığının hakkını verdiğimi hatırlıyorum. Kitap sorulunca hep ve ilk aklıma gelen iki kitap vardır; biri Frank Vertosick Jr’nin “Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün“, bir diğeri de Peter Brian Medawar’ın “Genç Bilimadamına Öğütler“ (Kitabın Türkçe çevirisinde maalesef ‘bilimadamı‘ diye geçiyor. Ben bilim insanı olarak düzeltmek isterim). Çok etkileyici ve çok öğretici iki kitaptır. Ancak bilime ve bilim insanlığına olan hayranlığım en yoğun olarak biyografiler okuyarak gelişti. Hâlen daha sadece bilim insanları üzerine değil, genel olarak biyografiler en sevdiğim okuma türlerindendir.

Üzerine emek verdiğim ve çok çalıştığım bir deneyin daha önce bilinmeyen yeni bir bilgiyi ortaya koyması beni çok heyecanlandırır! Sonuçtan emin olunca bunu başkaları ile paylaşmak, yayınlamak beni çok heyecanlandırır. Emeğimin karşılığını aldığımı görmek beni hem tatmin eder hem de daha çok çalışmak için motive eder.

3. Bugüne kadar çalıştığın enstitü/üniversite/araştırma grubu gibi kurumlarda seni daha ileriye taşıyıp önünü açan veya bunun tam tersi olarak senin motivasyonunu kıran faktörler var mıydı? Bilim yaptığın çevrenin sana ve yaptığın çalışmaya olan etkisinden bahseder misin?

Doğru sinerji yakaladığınız iş arkadaşları ile aynı ortamda bilim yapıyor ve sonuçlarını paylaşıyor olmak çok keyifli, aynı zamanda iş ortamını da mutlu kılan bir durum. Sizi dinleyen, zamanını ve görüşünü paylaşan, anlayışlı, iyi bir mentör ile çalışmak çok teşvik edici. İnsanın olduğu her alanda olduğu gibi adil olmayan durumlara maruz kalmak, çalıştığınız kişilerin yönetemedikleri psikolojileri nedeniyle doğru olmayan davranışlarını sizinle olan ilişkilerine yansıtmaları zorlayıcı ve bezdirici olabiliyor. Bilimsel yayın yapma günümüzde çok rekabetçi bir yapıda. Bazı bilimsel yayın yapan dergiler ve editörleri, makaleleri değerlendiren hakemler ki bunlar da bilim insanı, adil olmayan, yıpratıcı ve hatta saygısız davranışta bulunabiliyorlar. Birçok arkadaşımın ve kendi başıma gelen örneklerden dolayı biliyorum. Maalesef bunlar da özellikle yolun başında olan genç araştırmacılar için motivasyon kırıcı.

4. Lisans ve lisansüstü eğitimde keyifli bir öğrencilik geçirmek ve süreçten olabildiğince fazla yararlanabilmek için öğrencilere önerebileceğin pratik yaklaşımlar var mı?

Disiplinli ve planlı olmak, çok ve doğru okumak! Bu öneri sadece ders çalışmak için değil hayatınızda zamanınızı harcadığınız her şeyi kapsıyor. Anda kalmak, konsantre olup o an her ne yapıyorsanız onu yapmak çok önemli. Bu çalışma zamanı için de, dinlenme zamanı için de, eğlenme zamanı için de geçerli. Yoksa en az iki farklı yerde aynı anda olmak isterseniz, ne birinde ne de diğerinde olabiliyorsunuz. Üstelik zaman kaybınız da cabası. Bahsettiğim şey multi-tasking, yani aynı anda birkaç işi yapmak değil. Fiziksel olarak biraz zihinsel katkı ile birkaç şeyi aynı anda yapabilirsiniz; zorlayıcı ama mümkün. Ancak yoğunlaşmanız gereken işlerde aklınızda başka iş kalmamalı; çünkü odaklanmayı zorlaştırıyor, verimi düşürüyor. Planlı ve disiplinli olup hem işinize, hem hobinize, hem eğlencenize kaliteli zaman ayırırsanız hem birçok iş başarı ile yürür hem de kişisel tatmin bulursunuz.

5. Akademik hayatının bir kısmında veya uzun süreli yurtdışında yaşadıysan gurbete nasıl alıştın? Farklı kültürlerle tanıştıktan sonra değişen bir düşüncen/alışkanlığın oldu mu? 

Akademik hayatımda ben yurtdışında büyüdüm. Sadece yaşadığım ülkenin vatandaşları arasında değil, bilim yapmak için dünyanın birçok farklı yerinden gelmiş insanların bulunduğu araştırma enstitülerinde çalıştım. Bu hem farklı bakış açıları görmenize olanak sağlıyor, hem de hayatın farklı bireysel doğrular üzerinden de aktığını ve bunda da yanlış bir şey olmadığını görüyorsunuz. Bu hem olaylara ve insanlara yaklaşımınızda bir durum için farklı birçok olasılık olabileceğini gösteriyor hem de empati yeteneğinizi geliştiriyor. Anlayışlı ve saygılı olmayı etik değerlerinizin merkezine koymayı öğreniyorsunuz ve bundan hem etrafınız hem de kendiniz istifade ediyorsunuz.

Rahatlık alanınızın dışına çıktığınız için kendinize ya da çevrenize karşı küçük veya büyük çapta meydan okumalarınız oluyor. Mevcut koşullarda bireysel ihtiyaçlar nasıl karşılanır; kendi psikolojinizi ve iletişimde olduğunuz insanlarla ilişkilerinizi nasıl yönetebilirsiniz bunu öğreniyorsunuz.

Bir öneri: Bulunduğunuz ülkenin dilini ve mümkünse birkaç farklı dili daha öğrenin. Dil bilmek hem birlikte yaşadığınız kültürün bir parçası olmak için önemli hem de hayatınız boyunca size eşlik edecek, fark yaratmanızı sağlayabilecek önemli bir artı. Beyniniz daha plastikken*****, yani daha gençken öğrenin! İlerleyen yaşlarda, imkânsız olmasa da tabii, yeni dil öğrenmek zorlaşıyor.

6. Bilimle beraber yürüttüğün, zaman harcadığın ilgi alanlarından bahsedebilir misin? Bilimsel perspektifini etkileyen hobilerin oldu mu?

Bu soruya yanıt verirken ilk aklıma gelen, kuruluş aşamasında da bulunduğum, gönüllülük prensibine dayanan, iyi insanlardan ve iyi bilim insanlarından oluşturduğumuz epiSTEM. Bilimsel bilgiyi, bilimsel gelişmeleri yaymak, bilimin yapılışını olabildiğince aktarmak, yeni yetişen dimağları bilimin ışığı ile şekillendirmeye çalışmak ve bunu tamamen gönüllülük prensibine dayanarak yapmayı çok kıymetli buluyorum. epiSTEM’in farklı birimlerinde görev alarak, yaptığım işin yanında zamanımı severek bu oluşuma ayırıyorum. Bunun haricinde seyahat etmeyi, yeni coğrafyalar görmeyi çok seviyorum. Maalesef çok sık fırsatım olmuyor ama yılda en az bir kez açık denizde tüplü dalış yapıyorum. Suda olmayı ve deniz canlılarını gözlemlemeyi çok seviyorum. Aynı zamanda, bir hobi olmasa da zamanımı çokça ayırdığım oğlumu büyütüyorum. Bilimsel kariyer yapmak da bir insan yetiştirmek de çok talepkâr. Her ikisini bir arada yürütmek ve bireysel ilgi alanlarıma zaman ayırmaya çalışmak hayatımı fazlasıyla yoğunlaştırıyor.

Görsel: Mehlika Hilal Kırca

*Sinaptik: Nöronların yani sinir hücrelerinin, diğer nöronlara ya da kas veya salgı bezleri gibi nöron olmayan hücrelere mesaj iletmesine olanak tanıyan özelleşmiş bağlantı noktalarına sinaps denir. Metinde bahsi geçen, kimyasal sinapsa atfen, sinapsa ait anlamında.

**DNA metilasyonu: CH3 metil gruplarının DNA’yı oluşturan dört bazdan biri olan sitozine (C) eklenmesidir. Son yıllardaki araştırmalar epigenetik düzenleme ismi verilen bu tür değişikliklerin gen düzenlenmesinde önemli rol oynadığını göstermiştir.

***Prion: Sinir sistemi hücrelerinde doğal olarak üretilen ancak yapısında meydana gelen değişim nedeniyle hayvanlarda ve insanlarda dejeneratif sinir sistemi hastalıklarına neden olan, bulaşıcı ve infekte etme yetisine sahip protein.

****Nörodejeneratif: Sinir hücrelerinin ölümü ile de sonuçlanabilen ilerleyen yapı veya işlev kaybı.

*****Plastik: Beyindeki sinir hücresi ağlarının bir deneyime karşı gösterdiği değişim ve adaptasyon kapasitesinin yüksek olması.

 

Bizden Haberler

EPİSTEM GÖNÜLLÜLERİMİZİ TANIYALIM: GONCA BAYRAKTAR

09/16/2020
1. Şu an bulunduğun yere gelene kadar gittiğin okullardan, aldığın eğitimden bahseder misin? Ne gibi bilimsel çalışmalar yaptın? Lisansımı İstanbul Teknik Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde bitirdim. Lisansımın 3. yılını 2 dönem boyunca Heidelberg Üniversitesi’nde Erasmus Değişim Programı öğrencisi olarak okudum. Akabinde üç aşamalı bir mülakat sisteminden geçip Tübingen Üniversitesi’ne bağlı Hücresel ve Moleküler […]

Greta Thunberg’e Türkiye’den Bir Öneri

09/03/2020
Prof. Dr. Talat Çiftçi tarafından yazılan bu yazı, Bloomberg Businessweek Türkiye’de 30 Ağustos 2020’de yayımlanmış olup dergiden alınan izinle epiSTEM’de paylaşılmıştır. Kendilerine teşekkür ederiz. Merhaba Greta, İstanbul’dan sana sevgi ve selamlar. Son dönemde yaşanan trajikomik olaylar bana seni hatırlattığı için bu mektubu yazıyorum. Çevre konusunda faydalı olacağını düşündüğüm bir önerimi de seninle paylaşmak istiyorum. İsmini […]

Cerrahi Robotların Ameliyathanelerdeki Yeri: Ameliyatları Robotlar Mı Yönetiyor?

08/19/2020
İnsanların hayatta kalabilmek için hastalıklarla savaşma zorunluluğu, teknolojinin hızla ilerlemesini sağlayan etkenlerden biri olmuştur hep. Özellikle ameliyathaneler hem geçmişte hem de günümüzde yeni teknolojilerin sıklıkla denendiği yerler olmuşlardır. Bu yönden bakılınca, robotların bu resme dahil olması neredeyse kaçınılmazdı denebilir. Ameliyatta kullanılan ilk robot örneklerinden biri, beyin biyopsisi almak için 1985 yılında kullanılan endüstriyel tarzda bir […]

Dünya Emzirme Haftası

08/02/2020
Her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arası bebekleri anne sütüyle beslemenin yaygınlaşması için dünyada emzirme haftası olarak kutlanmaktadır. Emzirme hem anne hem de bebek sağlığı için kritik öneme sahip olduğu için Birleşmiş Milletler 2030 yılı sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin de ana odak noktalarından biridir [1]. Anne sütü dinamik bir yapıya sahiptir. İçeriği gün içinde değişmekle birlikte, bebeğin […]

Mikrodalga Fırınların Yerini Radyo Dalgaları ile Çalışan Fırınlar Mı Alıyor?

07/12/2020
Mikrodalga fırınlar, gıdaların ısıtılması, eritilmesi, pişirilmesi, kurutulması ve hatta pastörizasyon* veya sterilizasyon** seviyelerinde mikroorganizmalardan arındırılması için uzuncadır kullanılmaktadır. Radyo dalgalarının da benzer amaçlarla kullanılabileceği bilinmektedir. Ancak, hiçbirimizin evinde radyo dalgaları ile çalışan bir fırın (kısaca, radyo frekanslı fırın) henüz mevcut değil. Goji adlı bir şirketin internet sitesinde yakın zamanda  duyurduğu bir habere göre, ev-tipi radyo […]

GÜNCEL YORUMLAR