Kategori: Gıda Bilimi ve Teknolojisi

Mikrodalga fırınlar, gıdaların ısıtılması, eritilmesi, pişirilmesi, kurutulması ve hatta pastörizasyon* veya sterilizasyon** seviyelerinde mikroorganizmalardan arındırılması için uzuncadır kullanılmaktadır. Radyo dalgalarının da benzer amaçlarla kullanılabileceği bilinmektedir. Ancak, hiçbirimizin evinde radyo dalgaları ile çalışan bir fırın (kısaca, radyo frekanslı fırın) henüz mevcut değil. Goji adlı bir şirketin internet sitesinde yakın zamanda  duyurduğu bir habere göre, ev-tipi radyo frekanslı fırınlar, günlük kullanım için satışa sunulmak üzere. Firma yetkililerinin ifadelerine göre, geliştirilen radyo frekanslı fırınlar aynı tabakta bulunan ve farklı nem oranlarına sahip çeşitli gıdaları bile eşit şekilde ısıtabilmektedir [1]. Dolayısıyla, gelecekte evlere kadar ulaşması muhtemel olan ve bazı üstünlükleri bulunan bu teknolojiyi size kısaca tanıtmak istedik.

Gerek mikrodalga fırınları, gerekse radyo frekanslı fırınları tanımaya çalışırken ilk bakılması gereken özelliklerden biri kullanılan dalgaların karakteridir şüphesiz. Mikrodalga fırınlarda genellikle 915 ve 2450 MHz, radyo frekanslı  fırınlarda ise 13.56, 27.12 ve 40.68 MHz gibi belirli frekanslar kullanılmaktadır [2, 3]. (Bu dalga boylarının seçilmesinin temel sebeplerinden biri hem mikrodalga hem de radyo frekanslı fırınların, başka amaçlarla (örn. iletişim) kullanılan frekanslarla karışmamasını sağlamaktır.)

Kullanılan frekansların günlük kullanıma dair etkilerini incelemekte de yarar var. Bunu yapabilmek için ise frekans ile dalga boyu arasındaki matematiksel ilişkiye göz atmak gerek. Frekans ve dalga boyu, ışık hızı denklemine göre ters orantılıdır (dalga boyu, ışık hızının dalganın frekansına bölümüne eşittir) [4]. Bu ters orantı, düşük frekanslı dalgaların boyunun yüksek frekanslı dalgalara göre daha uzun olduğu anlamına gelmektedir. Mikrodalga ve radyo frekanslı fırınlarda kullanılan dalgaları karşılaştırdığımızda radyo frekanslı fırınlarda kullanılan dalgaların boyunun daha uzun olduğunu görürüz. Bu da gıdaların daha derinlemesine ısıtılmasına yardımcı olur. Bir diğer ifadeyle, büyükçe bir tavuğu ısıtmak istediğinizde, radyo frekanslı fırınlar bir avantaj sağlayabilir.

Günümüzde, mikrodalga fırınlar hem ev hem gıda fabrikalarında kullanılırken, radyo frekanslı fırınlardan sadece endüstriyel amaçlarla ve bilimsel çalışmalarda yararlanılmaktadır.  Fakat sizin de gözlemleyebileceğiniz gibi mikrodalga fırınlarda bir yiyecek ısıttığımızda dış yüzeyi çok ısınırken iç yüzeyi daha az ısınmaktadır. Radyo frekanslı fırınlarda uzun dalga boyları kullanıldığı  için mikrodalga fırınlarda yaşadığımız bu soruna çözüm olmaktadır.

Goji adlı firmanın duyurduğu bu heyecan verici gelişme sayesinde, yakın gelecekte ev ve ofislerimizde kullandığımız mikrodalga fırınlarda gözlemlediğimiz ısıtma sorunlarına elveda dememiz mümkün olabilir. Fakat elbette, radyo frekanslı fırınların ne kadar hızlı yaygınlaşacağını şimdiden kestirmek biraz zor.

* Pastörizasyon: Gıdaların, genellikle 100 °C’nin altındaki sıcaklık değerlerinde ısıl işlemler ile bozulmaya ve gıda zehirlenmelerine neden olabilecek mikroorganizmalardan büyük ölçüde arındırılması.

** Sterilizasyon: Gıdaların, genellikle 100 °C’nin üzerindeki sıcaklık değerlerinde ısıl işlemler ile barındırdığı tüm mikroorganizmalardan arındırılması.

 

Yazar: Damla Dağ

Editörler: H. Enis Karahan, Güney Akbalık

 

Kaynakça

[1] Goji Food Solution. http://www.gojifoodsolutions.com/about-goji-food-solutions    internet sitesinden 16 Haziran, 2020 tarihinde alıntılanmıştır.

[2] Marra F, Faye Bedane T, Uyar R, et al (2014) Application of Radiowave Frequency in Food Processing. Conv Adv Food Process Technol 501–514. https://doi.org/10.1002/9781118406281.ch20

[3] Boreddy SR, Subbiah J (2016) Temperature and moisture dependent dielectric properties of egg white powder. J Food Eng 168:60–67. https://doi.org/10.1016/j.jfoodeng.2015.07.023

[4] Altemimi A, Aziz SN, Al-HiIphy ARS, et al (2019) Critical review of radio-frequency (RF) heating applications in food processing. Food Qual Saf 1–11. https://doi.org/10.1093/fqsafe/fyz002

 

Görsel kaynağı: ClipartMax.com

(Paylaşılan görsel  genel kullanıma açık bir içeriktir. Eğer bu görselden siz de ticari olmayan amaçlarla yararlanmak istiyorsanız, lütfen şu sunulan bağlantı üzerinden ana kaynağa ulaşınız.)

 

Bizden Haberler

Bitkilerin Tedavi Etme Gücü Var Mıdır?

02/07/2021
Bitkilerin tedavi etme gücü var mıdır? Başka bir deyişle şifalı bitki kavramı gerçek mi, yoksa safsata mıdır? Pek çok kişinin bu konuya bakışı, “fala inanma, falsız da kalma” yaklaşımına paraleldir. Şifalı bitki reçeteleri pek de umut etmeden denenir; etki görülürse ne ala ama herhangi bir fayda elde edilmemesinin de kuvvetle muhtemel olduğu bilinir. Öncelikle şunu […]

Boya Kullanmadan Resim Yapmak Mümkün Mü?

01/26/2021
Ressamlar, boyarmaddeleri kullanarak, doğadaki varlıkların suretlerini/görünüşlerini binyıllardır katı yüzeylere aktarıyorlar. Ancak ilginçtir, doğal varlıklara rengini veren fiziksel olaylar çok farklı olabiliyor. Misal, bir havuca rengini veren olay pigment moleküllerinin gelen ışığı kısmi olarak soğurması iken; bir kelebeğe rengini veren, pigmentlerin yanı sıra kanatlarının mikro ve nano ölçekteki geometrik yapısı aynı zamanda. Kyoto Üniversitesi’nden M. Ito, […]
Bağ dokusu fibroblast hücreleri. Çekirdek mavi, mitokondri yeşil ve hücre iskeletini oluşturan aktin proteinleri kırmızıyla gösterilmiştir.

Dinamik Hücre Davranışlarını Düzenleyen Bir Sensör: Hücre Çekirdeği

12/15/2020
Hücreler, hücre iskeleti olarak da bilinen ve aktomiyozin protein kompleksinden oluşan mikrofilamentler sayesinde, maruz kaldıkları fiziksel, kimyasal ve mekanik uyarılara tepki verirler. Hücre iskeleti dinamik bir yapıdır. Hücreler, bu yapının parçalarından olan ve miyozin II denilen motor proteinlerin etkinliğiyle, çevreden gelen tepkilere bağlı olarak kasılıp gevşeyerek göç ederler. Hücre göçü, embriyo gelişimi, doku yenilenmesi ve […]

Her yaşlının yoğurt yiyişi farklı: Yaşlandıkça gen ifadeleri bireyler arasında farklılaşıyor

12/04/2020
Yaşlanma, yani canlıların yaşı ilerledikçe hastalık ve ölüm riskinin artışı… Bu durum, hepimizin aşina olduğu, belki doğal ve kaçınılmaz saydığı bir olgu. Ancak yaşlanma süreci yine de şaşırtıcı derecede bilinmeyenlerle dolu! Örneğin, yaşlanmayan bazı bitki ve hayvan türleri var. Yaşlanan türlerinse evrimsel olarak neden yaşlandıklarını ve yaşlanmanın moleküler mekanizmalarını açıklamaya çalışan, günümüze dek ortaya atılmış […]

İnsanın Ayak İzleri

09/29/2020
Geçen gün internette okuduğum bir makalenin sonunda yazarın ilginç bir notunu gördüm. Makalenin her bir sayfasını okurken neden olduğum muhtemel karbondioksit salınım miktarını yazıyordu. Bu arada, internetin dünyada en çok enerji tüketen altıncı ülkeninkine eşit bir karbon izi bıraktığını da öğrenmiş oldum. Meraklıları için makalenin adresi parantezin içinde (https://www.bbc.com/future/article/20200131-why-and-how-does-future-planet-count-carbon).  İklim değişikliği konusuna ilgim nedeniyle okunan […]

GÜNCEL YORUMLAR