Büyük Pasifik Çöp Yığını (BPÇY): Okyanuslarda biriken korkunç miktarda atık

Çöp yığını denince birçok insanın aklına metruk arazilere bırakılan çöp tepeleri gelir. Peki denizler ve okyanuslara sorumsuzca bıraktığımız çöplere ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu makalede, Pasifik Okyanusu’na bırakılan çöplerin, doğal deniz akıntıları ve rüzgarların birleştirdiği girdaplarla biriktirdiği Büyük Pasifik Çöp Yığını’ndan (kısaltma: BPÇY) bahsedeceğiz. Bu konudaki araştırmaların gösterdiği üzere,

  • BPÇY, Türkiye’nin yüzey alanının iki katından daha fazla bir alanı (yaklaşık 1.6 milyon kilometre kare) kaplar.
  • Çöpler girdaplar halinde birikir ve yığının hacminin çoğu doğadaki canlılar tarafından sindirilemeyen mikroplastik parçalarından oluşur.
  • Çöplerin ana kaynağı Amerika ve Asya kıtalarından bırakılan çöpler ve balıkçılık atıklarıdır.
  • Çöplerin kapladığı alan o kadar büyüktür ki, tamı tamına bir keşif yapmak bile mümkün olmamıştır.
  • Çöplerin yalnızca %1’ini temizlemek için takriben 67 geminin 1 sene boyunca çöp toplaması gerekir.
  • Besin zincirine giren mikroplastikler ve hayvanların takıldığı balık ağları, doğal canlı yaşamına büyük bir tehlike oluşturur.
  • En büyük yığın Kuzey Pasifik Çöp Yığını olsa da, dünyamızdaki her bir okyanus döngüsünün merkezinde bir çöp yığını var.

BPÇY’nin okyanus döngülerince biriktiriliş mekanizması

Büyük Pasifik Çöp Yığını, Kuzey Pasifik Okyanusu’nda biriken deniz atıklarına verilen addır. Pasifik Çöp Girdabı olarak da anılan bu yığın, Kuzey Amerika kıtasının batı kıyısından Japonya’ya kadar geniş bir su kütlesinin üzerinde iki öbek halinde bulunur. Girdap halinde sürekli dönen bu iki alan, Havai’nin birkaç yüz kilometre kuzeyinde birleşir. Bu alanda Güney Pasifik’ten gelen sıcak okyanus suları, Arktik Okyanusu’ndan gelen soğuk sularla buluşur ve atıkları bir yığından diğer yığına taşıyan bir nevi otoyol görevi görür.

Bütün bu çöp, gezegenimizdeki en büyük okyanus akıntı döngüsü olan Kuzey Pasifik Döngüsü tarafından girdap halinde bir araya getirilir. Okyanus döngüleri, Dünya’nın dönüş hızının ve rüzgarın oluşturduğu akıntıların okyanuslarda yarattığı dairesel döngüler (ya da devasa girdaplar) olarak tanımlanabilir.

Döngünün merkezindeki alanlar genelde sakin ve durağandır. Döngünün dairesel hareketleri atıkları bu durağan merkeze doğru çeker ve hapseder. Örneğin, Kaliforniya sahilinden bırakılan plastik bir su şişesi, Kaliforniya Akıntısı’nı güney yönünde Meksika’ya doğru takip edebilir. Oradan Kuzey Ekvatoryal Akıntı’yı yakalayarak Pasifik Okyanusu’nu karşıdan karşıya geçebilir. Japonya kıyılarına yaklaştığında, şişe güçlü Kuroshiro Akıntısı’yla kuzeye doğru hareket edip, sonunda Kuzey Pasifik akıntısına kapılabilir. Bu ve benzeri şekilde, Batı ve Doğu Çöp Yığınları’nın hafif girdapları şişeyi kademe kademe içine çeker.

BPÇY’nin kapladığı alan

Kuzey Pasifik Okyanusu’nda biriken devasa çöp yığınının bu haliyle ABD’nin en büyük eyaleti olan Alaska’dan daha büyük olduğu tahmin ediliyor.

Büyük Pasifik Çöp Yığını (BPÇY) ilk defa 1980’lerin sonlarında öngörülmüştü, yani çok yeni bir kavram değil. Fakat, büyüklüğü konusunda Mart 2018 itibariyle son tahminler, önceki raporların 4 ila 16 katı: 1.6 milyon kilometrekare. Tahminlerdeki bu devasa artışın bir kısmı tetkik tekniklerinin gelişimiyle alakalı. Bir diğer kısmı ise yığında çok daha fazla çöp birikmiş olması.

Karşılaştırmak gerekirse, Alaska 1.48 milyon kilometrekare. Çöp girdabı Moğolistan ve İran gibi büyükçe ülkelerden daha büyük, Türkiye’nin ise iki katından fazla bir alan kaplıyor. Ocean Cleanup (Okyanus Temizleme) adlı kuruluşa göre, Kaliforniya ve Havai arasında yer alan BPÇY’de en az 79.000 ton plastik bulunuyor.

BPÇY’nin içeriği

BPÇY’de biriken bunca atığın girdapta toplanabilmesinin nedeni, bu atıkların biyolojik olarak bozunamaması, başka bir deyişle doğa tarafından geri dönüştürülememesi. Birçok plastik türü, canlılar tarafından sindirilmez ya da yok olmaz; yalnızca küçük parçalara bölünürler.

Okyanuslardaki çöp yığınları, hacmen çoğunlukla mikroplastikten oluşmuştur. Mikroplastik, her zaman çıplak gözle görülemez. Hatta uydu fotoğraflarında da hayal edildiği gibi büyük bir çöp yığını gözlenmez. BPÇY’deki mikroplastikler suyu basitçe bulanık bir çorba gibi gösterebilir. Bu çorba, balıkçılık malzemeleri ve ayakkabılar gibi büyük parçalarla karışmıştır.

Mikroplastik parçaları, bu günlerde şişelenmiş suların çoğunda ve musluk sularında safsızlık olarak yer aldığı saptanan minik plastik partikülleri. Fakat mikroplasik, BPÇY kütlesinin yalnızca %8’ini oluşturuyor. Buna karşılık, BPÇY’nin kütlesinin en az %46’sı balık ağları. Yığında bunlardan başka birçok farklı atık da bulunuyor ve yığının %20’sinin Japonya’da 2011’de meydana gelen tsunamiden geldiği düşünülüyor.

BPÇY’nin altındaki deniz tabanının büyük bir çöp öbeğiyle kaplı olması da mümkün. Okyanus bilimciler ve ekologlar, deniz çöplerinin %70’i kadarının okyanus diplerine battığını keşfetmiştir.

BPÇY’yi ne miktarda atığın oluşturduğunu aslında kimse bilmiyor. BPÇY’yi toplayıp birleştiren Kuzey Pasifik Döngüsü, bilim insanlarının şu ana kadar tarayamadığı kadar büyük. Dahası, çöplerin tamamı yüzeyde değil. Yoğunluğu daha fazla olan atıkların yüzeyin santimetrelerce, hatta metrelerce altına batması, girdabın alanını belirlemeyi zorlaştırıyor.

BPÇY’yi oluşturan atıkların %80’i, Kuzey Amerika ve Asya’daki karasal faaliyetlerden geliyor. Kuzey Amerika kıyılarından gelen çöpün BPÇY’ye ulaşması yaklaşık altı yıl alıyor. Japonya ve diğer Asya ülkelerinden ise çöpler yaklaşık 1 yılda geliyor. Kalan %20’lik atık miktarı gemicilik, deniz petrol işletmecilikleri, ya da yükünü düşüren kargo gemilerinden geliyor. Bu atıkların çoğu –yaklaşık 79 bin ton– balıkçı ağları.

BPÇY’nin keşfi ve alan araştırmaları

Okyanus bilimciler ve iklim bilimciler her ne kadar BPÇY’nin varlığını öngörmüş olsa da, çöp girdabını keşfeden Charles Moore adında bir yarış gemisi kaptanıydı. Moore, bir yat yarışından sonra, Havai’den Kaliforniya’ya gidiyordu. Havai’nin kuzeyinde yakaladıkları Kuzey Pasifik Döngüsü’nü geçerken, Moore ve mürettebatı geminin çevresinde milyonlarca parça plastiğin yüzdüğünü farketti.

Uluslararası araştırma gruplarının hava ve denizden aldıkları verilerle yaptığı modellemeler, BPÇY’nin çevre denizlerden çok daha hızlı bir derecede ve eksponansiyel (üstel, katlanarak) büyüdüğünü saptadı.

BPÇY’nin alan araştırmasının yapılabilmesi için birçok keşif düzenlendi. Yığını 1997 yılında keşfeden Charles Moore’un kurduğu Algalita Deniz Araştırmaları Vakfı’nın 2014 yılında yaptığı keşif gezisinde kullandığı uzaktan kumandalı hava araçları, yığının ne kadar ciddi boyutta olduğunu tayin etti. Verilere göre, yığındaki plastik kütlesi öngörülenin 100 katı. Ayrıca, kalıcı plastik öbekleri ya da plastik adaları, dipte 15 metreye kadar ulaşabiliyor.

BPÇY’nin çevreye vurduğu darbe

Okyanuslarda, güneş foto-ayrışma denen bir mekanizma ile plastikleri parçalara ayırır. Bilim insanlarının tek bir kilometrekareden topladığı 750 bin parça mikroplastiğin çoğu plastik torbalar, şişe kapakları, plastik şişeler, ve köpük bardaklardan geliyor.

Deniz atıkları, girdaptaki deniz yaşamına çok zararlı olabilir. Örneğin, deniz kaplumbağaları, plastik torbaları en sevdikleri yiyecek olan jöle zannederek yemektedir. Albatros kuşları ise plastik dolgu madde topaklarını balık yumurtası zannederek yavrularını onlarla beslemekte, yavru kuşlar ise açlıktan ya da yırtılıp zedelenmiş sindirim sistemi organlarından dolayı telef olmaktadır.

Foklar ve diğer deniz memelilerinin karşılaştıkları tehlike, özellikle çok büyüktür. Ucuz malzeme bahanesiyle kullanıldığı yerde bırakılmış balık ağlarına takılan bu hayvanlar, çoğunlukla boğulmaktadır.

Deniz atıkları Kuzey Pasifik Döngüsü’ndeki besin zincirini de etkilemektedir. Mikroplastik ve benzeri çöpler okyanus yüzeyine yakın yerlerde biriktiğinden, güneş ışığının hemen aşağı tabakalardaki plankton ve alglere erişebilmesini engeller. Alg ve planktonlar, sudaki oksijen, karbon ve güneş ışığını kullanarak kendi besinini üretebilen en önemli canlılardandır ve besin zinciri için büyük önem taşırlar. Eğer alg ve plankton toplulukları tehlikeye girerse, tüm besin zinciri değişebilir. Bu takdirde balık ve kaplumbağa gibi alg ve plankton ile beslenen hayvanların besin kaynağı azalacaktır. Eğer bu hayvanların nüfusu azalırsa, ton balığı, köpekbalığı ve balinalar gibi avcıların besin kaynağı azalacaktır. Ekosisteme olan etki haricinde, en sonunda deniz ürünleri daha az bulunarak fiyat artışına maruz kalacak ve bu olgu insan beslenmesini de etkileyecektir.

Bu tehlikelerin hepsinin üstünde, plastikler kirliliğe yol açan zararlı maddeleri hem soğurmakta, hem de yaymaktadır. Plastikler foto-ayrışma ile küçük parçalara ayrılırken, renklendirici ve bisfenol A (BPA) gibi kimyasallar da yayarlar. BPA maddesi, çevresel ve sağlıksal problemlerle ilişkilendirilmiştir. Tersi yönde, plastikler poliklorlu bifenil (PCB) gibi zararlı maddeleri denizden soğurabilir de. Bu şekilde zararlı maddeler deniz canlıları tarafından yenerek besin zincirine tekrar girerler.

BPÇY herhangi bir ülkenin kıyısından çok çok uzakta olduğundan, şu ana kadar hiçbir ülke yığının temizliği için gereken finansal kaynağın sorumluluğunu almamıştır. Fakat birçok birey ve uluslararası organizasyon, zamanını çöp yığınının büyümesini engellemeye adamıştır.

Denizden çöp toplamak tahmin edildiği kadar kolay değil. Birçok mikroplastiğin boyutu, küçük deniz hayvanlarınınki kadar. Dolayısıyla, çöp toplamak için dizayn edilen ağlar deniz canlılarını da toplayacaktır. Yalnızca çöpleri toplayabilen ağlar dizayn edebilsek bile, okyanusların boyutu harcanan zamanın ne kadar çok olacağına delalettir. Amerikan Milli Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin Deniz Atıkları bölümünün tahminine göre, 67 gemi tam bir yıl boyunca aynı anda çalışsa bile, Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki çöplerin sadece %1’inden azını temizleyebilir.

Tüm bu keşif ve araştırmalar gösteriyor ki, geri dönüşümsüz plastik atık kullanımı yerine biyolojik olarak doğal ortamda parçalanabilir kaynaklara yönelmek, BPÇY’nin büyümesini engellemek için en iyi çare. Plastik Atık Koalisyonu ve Plastik Okyanus Vakfı gibi organizasyonlar, sosyal medya ve eylem kampanyalarını kullanarak bireyler, plastik üreticileri ve şirketlerin yenilenebilir ya da doğada parçalanabilir ürünlerin kullanımı konusunda bilinçlenmesi üzerine çalışmalar yürütüyor.

Ocean Cleanup (Okyanus Temizliği) organizasyonuna göre, sorunu çözebilmek için önce sorunu saptayıp anlayabilmek gerekli. Alınan sonuçlar okyanus temizliği teknolojilerini geliştirebilmek için anahtar veriler sunuyor, ama bunun yanında plastik kirliliğini çözmek gerekliliğinin ne kadar acil olduğunun da altını çiziyor. Şu anda yığında bulunan plastiklerin mikroplastiklere ayrışmasına izin verilirse, zararlı mikroplastik kütlesinin on kattan daha fazla artması bekleniyor. Çözüm tarihi şimdi olmak zorunda.

Dünya okyanus döngülerinde BPÇY dışında birçok çöp yığını bulunmaktadır.

Tek çöp yığını BPÇY değil

Konu olarak ele aldığımız Büyük Pasifik Çöp Yığını, maalesef dünya okyanuslarındaki yığınların yalnızca bir tanesi. Yığınların en büyüğü BPÇY olsa da, Güney Pasifik, Kuzey Atlantik, Güney Atlantik ve Hint Okyanuslarının her biri, birer okyanus döngüsü içeriyor, ve bu döngülerin her biri birer çöp yığını oluşturuyor.

Hazırlayan: Bilge San
Düzenleyen: Uğur Parlatan

Kaynakça:

Meyer, D. 2018. The World’s Biggest Floating Garbage Dump Is Now Bigger Than Alaska. Alıntılandığı bağlantı: http://fortune.com/2018/03/23/great-pacific-garbage-patch-pollution/

National Geographic. 2014. Great Pacific Garbage Patch. Alıntılantığı bağlantı: https://www.nationalgeographic.org/encyclopedia/great-pacific-garbage-patch/