Araştırmacılar İsrail’deki Karmel Dağı’nın batı yamacındaki yıkık bir mağarada, bir insana ait çene kemiği fosili buldu. Bu eski insan, türümüzün modern üyelerinden Afrika’yı ilk terk edenler arasında olabilir. Akdeniz’in hemen yanıbaşındaki bu büyük mağarada, eski insanlar yabani tavşan, kaplumbağa ve devekuşu yumurtaları pişiriyor ve yontma taştan aletler üretiyorlardı. Araştırmacıların ölçümlerine göre çene kemiği fosilinin ve taştan aletlerin yaşı 177,000 ila 194,000 yıl arasında. Eğer bu ölçümler doğruysa, atalarımız Afrika’yı düşündüğümüzden 40,000 yıl kadar önce terk etmiş olabilir. Buluntu, türümüzün nasıl ve ne zaman ortaya çıktığına ve Afrika’yı kaç göç dalgasıyla terk ettiğine dair önemli ipuçları veriyor.

Şimdiye kadar Afrika dışındaki en eski modern insan fosilleri Karmel Dağı’ndaki Skul Mağarası, ve yine İsrail’deki Kafze Mağarası’nda bulunmuş, ve yaşları 80,000 ila 120,000 yıl arasında olarak ölçülmüştü. Ama geçen sene Fas’ta bulunan bir kafatası fosilinin yaş ölçümü, türümüzün Afrika’da yaklaşık 300,000 yıl önce ortaya çıkmış olabileceğini gösterdi, ve bazı araştırmacılar Orta Doğu, Arabistan ve Çin’de bulunan parçalı fosil ve taştan aletleri göz önünde bulundurarak, modern insanın Afrika’dan düşünüldüğünden daha erken göç etmiş olabileceğini öne sürdü. Fakat bunu destekleyecek fosil kayıtları açısından eksiklik vardı.

Ocak 2018’de Science dergisinde yayımlanan yeni makaleye göre, bu üst çene kemiği fosili 2002 yılında İsrail’in Hayfa Şehri’nin 12 kilometre güneyinde, Karmel Dağı’nın batı yamacındaki yıkık bir mağara olan Misliya Mağarası’nda kazım çalışmaları yapan öğrenciler tarafından bulundu. Sol tarafındaki dişleri tam bir sıra halinde korunmuş olan üst çene kemiği fosilini inceleyen araştırmacılar, fosilin bizim türümüze (Homo sapiens) ait olduğunu tespit etti. Fosilin köpek ve diğer dişleri Skul ve Kafze Mağaraları’nda bulunan diğer modern insan fosillerine benzerken, soyu tükenmiş başka bir insan türü olan Neandertal fosillerinden farklılık gösteriyordu.

Çalışmayı yapan araştırmacılardan Hayfa Üniversitesi’nden Mina Evron, çene kemiğinin, müzelerde sergilenebilecek kalitede korunmuş olan binlerce el baltası ve taştan aletle aynı tortul kayaç tabakasında bulunduğunu ifade etti. Bu aletlerin “Levallois” adı verilen, ve soyut düşünebilmeyi gerektiren bir yöntemle üretildiği anlaşıldı. Bazı araştırmacılar, bu tekniğin H. sapiens tarafından icat edildiğini ve türümüzün Afrika’daki varlığının ve kıtadan ilk göçlerinin işareti olduğunu öne sürdü.

Üç farklı araştırma ekibi, uranyum izotop bozunması ve minerallerin ışığa en son ne zaman maruz kaldığını belirleyen lüminesans metotlarını kullanarak, buluntuları birbirlerinden bağımsız olarak tarihledi. Taştan aletlerin yaşını 179,000 yıl (artı eksi 48,000 yıl) olarak belirlediler. Bu sonuç, geçmişteki çalışmalarda İsrail’de bulunan ve yaşları 140,000 ila 250,000 yıl arasında olarak tarihlenen diğer Levallois stili aletlerle de uyum gösterdi. Dişlerin birinden elde ettikleri mine parçasının yaşını 174,000 yıl olarak tarihleyen araştırmacılar, çene kemiğine bitişik olarak bulunan tortul tabakanın da en azından 185,000 yaşında olduğunu belirttiler.

Bazı tarihleme uzmanları, taştan aletlerin yaş ölçümlerinin güvenilir olduğunu, ancak çene kemiği fosilinin kendisine ait ölçümlerle ilgili birtakım soru işaretleri ortaya çıktığını belirttiler. Eleştirilerin bir tanesi, fosil bilgisayarlı tomografi yöntemiyle üç kez tarandığı için, x ışınlarının diş minesinde bulunan radyasyon miktarını ve dolayısıyla lüminesans ölçümlerini etkilemiş olabileceği. İngiltere’deki Southampton Üniversitesi’nden uranyum tarihleme uzmanı Alistair Pike ise, çene kemiğinin üstündeki tortul tabakanın “detritus” adı verilen organik artıklarla karışmış olduğunu belirtti. Kaliforniya’daki Berkeley Jeokronoloji Merkezi’nden jeokronolojist Warren Sharp da, bu tür bir kontaminasyonun (kirlilik) tortul tabakanın radyometrik yöntemlerle tarihlenmesini etkileyebileceğini söyledi. O ve diğerleri, fosilin, taştan aletlerin bulunduğu toprak katmanına sonradan karışmış olma ihtimaline dikkat çekerek, taştan aletlerin yaşından hareketle fosilin yaşına ilişkin çıkarım yapmanın sakıncalı olduğunu ekledi.

Araştırmayı yapan ekip ise buldukları sonuçları savunarak, kazının çok kontrollü bir şekilde gerçekleştirildiğini, bu nedenle fosilin ve taştan aletlerin aynı toprak tabakasında bulunmuş olmasının, yaşlarının ortaklığına dair de ipuçları verdiğini söyledi.

Almanya, Jena’daki Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü’nden arkeolog Michael Petraglia, eğer hesaplanan yaşlar doğruysa, bulgunun olağanüstü olduğunu ve modern insanların Afrika’dan Orta Doğu’ya dalgalar halinde göç ettiğini düşündürdüğünü söyledi. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden, araştırmayı yapan ekibe dahil olmayan paleoantropolog Marta Mirazon Lahr’a göre, insanlar Afrika’dan iklimin nemli olduğu 244,000 ila 190,000 yıl önce göç edip, sonrasında iklim kuraklaştığında soylarını devam ettirememiş olabilirler.

İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’nden ve makalenin yazarlarından fiziksel antropolog Israel Hershkovitz’e göre, bulguların çok önemli bir yönü de atalarımızın düşündüğümüzden çok daha önce evrilmiş olabileceği. “Eğer türümüz 200,000 yıl önce İsrail’de bulunduysa, bu türümüzün çok yaşlı olduğunu gösteriyor – yalnızca 300,000 yaşında değil, çok daha yaşlı.”


Çeviren:
Aslıhan Karabacak Calviello

Düzenleyen: Andım Stassen

Özgün metin: Science. “This ancient jawbone suggests our species left Africa 40,000 years earlier than expected”. Ann Gibbons, 25 January 2018.
http://www.sciencemag.org/news/2018/01/ancient-jawbone-suggests-our-species-left-africa-40000-years-earlier-expected

Araştırmanın makalesi: Israel Hershkovitz, Gerhard W. Weber, Rolf Quam, Mathieu Duval, Rainer Grün, Leslie Kinsley, Avner Ayalon, Miryam Bar-Matthews, Helene Valladas, Norbert Mercier, Juan Luis Arsuaga, María Martinón-Torres, José María Bermúdez de Castro, Cinzia Fornai, Laura Martín-Francés, Rachel Sarig, Hila May, Viktoria A. Krenn, Viviane Slon, Laura Rodríguez, Rebeca García, Carlos Lorenzo, Jose Miguel Carretero, Amos Frumkin, Ruth Shahack-Gross, Daniella E. Bar-Yosef Mayer, Yaming Cui, Xinzhi Wu, Natan Peled, Iris Groman-Yaroslavski, Lior Weissbrod, Reuven Yeshurun, Alexander Tsatskin, Yossi Zaidner, Mina Weinstein-Evron. The earliest modern humans outside Africa. Science, 2018; 359 (6374): 456 DOI: 10.1126/science.aap8369
http://science.sciencemag.org/content/359/6374/456

Görsel: https://www.shutterstock.com/nl/image-photo/mandible-327972692
Not: Görsel temsilidir.