Okuma süresi: 9 dk

Bitkilerin tedavi etme gücü var mıdır? Başka bir deyişle şifalı bitki kavramı gerçek mi, yoksa safsata mıdır? Pek çok kişinin bu konuya bakışı, “fala inanma, falsız da kalma” yaklaşımına paraleldir. Şifalı bitki reçeteleri pek de umut etmeden denenir; etki görülürse ne ala ama herhangi bir fayda elde edilmemesinin de kuvvetle muhtemel olduğu bilinir.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: ‘Şifalı bitki’ kavramı safsata değildir. Nobel ödülleri ile bile desteklenmiş bilimsel bir gerçektir (Nobel ödülü ile nasıl desteklendiği yazının devamında mevcut). İlaç endüstrisinin kökenini oluşturan etken maddelerin yaklaşık %71’i doğrudan ya da dolaylı olarak doğal kaynaklardan geliştirilmiştir ki bu doğal kaynaklar içerisinde en öne çıkanı bitkilerdir [1].

Peki hastalandığımızda içtiğimiz bitki çaylarından neden büyük bir şifa göremiyoruz? Çünkü o bitkilerdeki şifalı molekülleri çok seyreltilmiş bir şekilde, yani çok çok az almış oluyoruz. Dolayısıyla, çay içerek şifa sağlayıcı moleküllerden yeterince alabilmemiz çoğu durumda mümkün değil, çünkü litrelerce içmemiz gerekir. Tabii o kadar çay içersek, şifa sağlayıcı moleküllerle beraber, çoğunluğu zararsız fakat bazısı da zararlı olabilecek yığınla başka molekülü de fazlaca almış oluruz.

Öyleyse bir bitki, neredeyse kesin olarak şifa verecek bir ilaca nasıl dönüştürülür? Şifalı bitkilerden ilaç yapımında genellikle geleneksel kullanımlar referans alınır. Halkın atalardan miras aldığı, deneye yanıla bulunmuş kullanımlar bilimsel olarak incelenir, istenen etki görülürse, o etkiye sebep olan molekül ya da moleküller bitkiden saflaştırılır. Bu molekülleri kullanmanın istenmeyen etkilere neden olup olmayacağını anlamak için deney hayvanları üzerinde pek çok inceleme yapılır. Yan etkiler tolere edilebilir düzeyde görülürse, ilaç, gönüllü hastalar üzerinde de fasılalı olarak denenir ve klinik takip yapılır. Sonuçta, sadece güvenlik ve etkinlik bakımından uygun bulunan ilaçların geniş çaplı üretimine geçilir. Öte yandan, ilacın seri üretimini gerçekleştirmek için bitki yetiştirmek güç olduğundan, bitkisel moleküllerin sentetik olarak üretimi tercih edilir. Bu süreç, molekülün etkisini arttıracak değişikliklerin yapılmasına da olanak sağlar. Kısacası, bir bitkiden bir ilaç üretmek zahmetli ve uzun bir süreçtir.

Bir örnek verelim. Vietnam-ABD savaşı sırasında, Vietnam askerleri Amerika ordusuna karşı olağandışı bir direniş gösteriyorlardı. Tropikal ormanlarda, bataklıklarda saklanıyorlar ve teknik olanaksızlıklarına rağmen, ağır silahlarla donatılmış Amerikan ordusuna galip gelebiliyorlardı. Ne var ki, Amerikan ordusundan daha güçlü bir düşmanla daha mücadele etmek zorundaydılar: O dipsiz ormanlarda, bataklıklarda onları bekleyen sıtma! Sıtmayı yenebilmek için ise, Vietnam, müttefiki olan Çin ile beraber ciddi bir bilimsel tarama programı başlattı. Soru şuydu: Halk, sıtmaya karşı hangi bitkileri kullanır? Sıtmaya karşı geleneksel olarak kullanılan pek çok bitki, içerdiği kimyasallar ve etkileri bakımından incelendi. Sonuçta, Çin halkının sıtma ateşini düşürmek için kaynatıp içtiği, Latince adıyla Artemisia annua (kâbesüpürgesi [2]) türündeki bitkinin gerçekten etkili olduğu bulundu. Etkiyi gösteren, artemisinin adlı bir fitokimyasalıydı. Bu molekül bitkiden ayrıştırıldı, laboratuvarda aynısı sentetik olarak üretildi ve etkiyi arttıracak birkaç molekülün de ilavesiyle günümüzde hala kullanılmakta olan etkili bir sıtma ilacına dönüştürüldü. Bu keşfi yapan Çinli bilim kadını Youyou Tu’ya, 2015 yılında Nobel Tıp ödülü verildi [3][4].

Artemisia annua örneğinin kesinlikle nadir bir örnek olmadığını vurgulamakta da yarar var. Bitki kökenli olarak sayabileceğimiz binlerce ilaç mevcut. Belki de en ünlüsü, hepimizin hiç olmazsa bir defa kullanmış olduğu Aspirin! Aspirin’in keşfi, günümüzden 6000 yıl öncesine dayalı bir bilginin, insanlığın bilimsel bilgi birikimine paralel olarak, yüzyıllar içinde işlenmesine dayanan önemli bir keşif. Önemli, çünkü bilimsel buluşların bir anda gerçekleşmediğine, ardlarında emek dolu bir tarih bulunduğuna güzel bir örnek. Keşif hikayesi, Salix sp. (söğüt) türlerinin etnobotaniği ile başlıyor. Söğüt türleri, özellikle Salix babylonica yani salkımsöğüt, Mezopotamya uygarlıklarında, yani Sümer, Babil ve Asur’da kabuk ve yaprakları kaynatılarak ağrı kesici, ateş düşürücü olarak içilen önemli tıbbi bitkilermiş. Bu geleneksel kullanım, Mısır’da, Çin’de ve Antik Yunan Dönemi’nde de sürmüş; Asur Kil Tabletleri’nde, Eber Papirüsleri’nde, Hipokrat’ın metinlerinde söğüt kabuğu reçeteleri görmek mümkün. Bu geleneksel bilgi, kimya ve tıp bilimlerindeki gelişmelere paralel olarak yüzyıllar içinde adım adım işlenerek yirminci yüzyıla üç yıl kala Felix Hoffmann’ın son dokunuşuyla Aspirin’e dönüştü [5].

İnsanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biri olan Penisilin, en az Aspirin kadar önemli bir diğer örnek. Penisilin’in, dolayısıyla antibiyotiklerin keşfi öncesinde, bugün bize oldukça önemsiz gelen bakteriyel enfeksiyonlar insanların başlıca ölüm sebepleriydi. Basit bir yaralanma, kangren ya da sepsis ile sonuçlanabiliyor, savaşlarda askerler travmatik ağır yaralardan çok, enfekte olan basit yaralardan dolayı ölüyor, verem gibi bakteriyel enfeksiyonlar milyonlarca ölüm ile sonuçlanan kitlesel salgınlara neden oluyor, enfeksiyon riski nedeniyle basit cerrahi operasyonlarda bile gerekli sağaltım sağlanamıyordu. Alexander Fleming’in Penicillium sp. cinsi küf mantarlarından izole ettiği Penisilin’i, Selman Abraham Waksman ve Albert Schatz’ın Streptomyces sp. bakteri kültürlerinden izole ettikleri ilk etkili verem ilacı olan Streptomisin takip etti. Fleming ve Waksman keşiflerinden dolayı sırasıyla 1945 ve 1952 Nobel Tıp ödüllerini alacaklardı. Küf mantarları ve toprak bakterileri şüphesiz bitki değildir fakat söğüt/Aspirin örneğine benzer şekilde geleneksel kullanım tarihçeleri olan doğal ürünlerdir. Mısır, Çin ve Yunan tıp sistemlerinde irinli yaralara ekmek küfü basmak yaygın bir uygulamaydı [6].

Bu örneklere ek olarak, güncel diğer bazı örnekleri aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz (daha çok örnek için: [7]):

Molekülün adı Elde edildiği bitki türü Kullanıldığı hastalık
Topotekan (topotecan) Camptotheca acuminata (mutluluk ağacı) Yumurtalık ve akciğer kanserleri
Vinblastin/vinkristin (vinblastine/vincristine) Catharanthus roseus (Cezayir menekşesi) Kan kanseri (lösemi)
Digoksin/digitoksin (digoxin/digitoxin) Digitalis purpurea (yüksük otu) Kalp ritmi bozuklukları
Kolşisin (colchicine) Colchicum autumnale (güz acı çiğdemi) FMF (ailevi Akdeniz ateşi)
Morfin (morphine) Papaver somniferum (haşhaş) Ağrı ve acı

   
İşin bu yönü kesin bir bilimsel gerçekliğe işaret etse de ne yazık ki şarlatanlığı da mevcut. Ortalıkta, özellikle medyada, şifalı bitki kavramını ‘alternatif tıp’, ‘homeopati’ ve benzeri adlar kullanarak sömüren yüzlerce şarlatan var. İşte işin bu yönü safsataya ve hatta dolandırıcılığa giriyor. Çünkü, bitkilerden şifa görmek ancak ve ancak uzun bir bilimsel süreçten, farklı disiplinlerden onlarca bilim insanının çabasından sonra mümkündür. Kontrolsüzce, yeterince denenmeden hazırlanıp pazarlanan bitkisel karışımlar ya herhangi bir fayda göstermez (böylece umudunuzun sömürüldüğüyle kalırsınız), ya da daha kötüsü zarar verebilir.

Yaygın olarak kullanılan tıbbi bitkileri elbette güvenle kullanabiliriz, tamamen iyileştirmeye güçleri yetmese de rahatlamaya katkı sağlarlar. Kekik, adaçayı, baharat karışımları, sebze suyu kürleri gibi. Ama ‘alternatif tıp’ pazarlamacılarının satmaya çalıştığı ne olduğu belirsiz, şaibeli karışımları kullanmak son derece tehlikelidir. Bu şaibeli karışımlar nedeniyle ne yazık ki ölüm olayları bile gerçekleşmektedir [8][9][10]. Bitkiler tıbbın alternatif olanında değil, bizzat kendisinde zaten baş köşedeler. Birilerinin onları size alternatif olarak sunmasına hiç gerek yok. Doktorlara danışmamız, bitkisel şifalara ulaşmak için yeterli.

Konuk Yazar: Yelda Güzel (Doç. Dr., Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)

Editörler: Bilge San, Güney Akbalık, H. Enis Karahan

Görsel: PhotoMIX Company (Pexels.com sitesinde ücretsiz erişime sunulmuştur.)

Kaynaklar

[1]     D. J. Newman & G. M. Cragg, “Natural Products As Sources of New Drugs over the 30 Years from 1981 to 2010 [1981’den 2010’a kadar geçen 30 yılda yeni ilaçlara kaynak olarak doğal ürünler],” J. Nat. Prod., vol. 75, no. 3, ss. 311–335, 2012.

[2]     M. Kurşat, (2012). Kâbesüpürgesi. Şu sitede: Bizimbitkiler (2013). <www.bizimbitkiler.org.tr>, [erişim tarihi: 02 Şubat 2021].

[3]     The Nobel Prize, “Tu Youyou” <www.nobelprize.org/womenwhochangedscience/stories/tu-youyou>, [erişim tarihi: 02 02 2021].

[4]     Y. Rao., D. Zhang & R. Li (Editörler), “Tu Youyou and the discovery of artemisinin: 2015 nobel laureate in physiology or medicine. [Tu Youyou ve artemisininin keşfi: 2015 Nobel tıp ve fizyoloji ödülü]” World Scientific, 2016

[5]     J. G. Mahdi, A. J. Mahdi, A.J. Mahdi & I. D. Bowen, “The historical analysis of aspirin discovery, its relation to the willow tree and antiproliferative and anticancer potential. [Aspirin keşfinin tarihsel analizi, söğüt ağacı ile ilişkisi, antiproliferativ ve antikanser potansiyeli]” Cell Proliferation, 39(2), ss. 147-155, 2006.

[6]     K.Keyes, M.D. Lee & J.J. Maurer, “Antibiotics: mode of action, mechanisms of resistance, and transfer [Antibiyotikler: Etki, direnç ve transfer mekanizmaları]” Microbial Food Safety in Animal Agriculture: Current Topics, 45, 45, 2008.

[7]     L. Taylor, “Plant Based Drugs and Medicines [Bitki Temelli İlaçlar ve ]”, <https://rain-tree.com/plantdrugs.htm>, tarih belirtilmemiş, [erişim tarihi: 02 Şubat 2021].

[8]     CNN Türk, “Sicili oldukça kabarık olan Dr. Ömer Coşkun hayatını kaybetti”, <www.cnnturk.com/turkiye/bitkisel-ilaclar-satan-dr-omer-coskun-oldu?page=9>, 11 Aralık 2018.

[9]     J. Christensen & J. Wilson, “Congressional hearing investigates Dr. Oz ‘miracle’ weight loss claims [Kongre duruşmasında Dr. Öz’ün mucize kilo verme iddialarını araştırıyor]”, CNN Health. <https://edition.cnn.com/2014/06/17/health/senate-grills-dr-oz/index.html>, 19 Haziran 2014.

[10]   İ. Altun. ‘İlaç’ diyerek ölüm satanlara aldanmayın, <www.titck.gov.tr/haber/ilac-apos-diyerek-olum-satanlara-aldanmayin-28-08-2014-27122018173713>, 28 Ağustos 2014.