Okuma süresi: 6 dk

 

Dünya üzerinde bulunan tüm canlı ve cansız varlıkların tanımlandığını ve keşfedilecek yeni türlerin kalmadığını mı düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz.

Daha önce yayımladığımız ‘Dünyanın İlk ‘Hacker’ları Virüsler Hücrelerimizi Nasıl Kontrol Altına Alıyor? adlı yazıda bahsettiğimiz gibi, Dünya üzerinde şimdiye kadar yaklaşık olarak 5000 farklı tür virüs tanımlanmış olmasına rağmen milyonlarca virüsün hala keşfedilmediği düşünülmekte.

Tarihte ilk keşfedilen virüs, 1892 tarihinde ‘filtrelenebilir ajan’ olarak adlandırılan tütün mozaik virüsüydü. Bu tarihten itibaren, tanımlanan virüslerin sayısı çok hızlı bir şekilde artış gösterdi ve günümüzde gelişen teknoloji ile bu keşifler tarihte daha önce olmadığı kadar büyük bir hızla devam etmekte. Bugün, dünyanın dört bir yanında, bilim insanları yeni virüsler keşfetmek için çalışmalarını sürdürmekte [1].

Peki yeni virüsler nerelerden keşfediliyor?

Virüsler her yerdeler; havada, suda, bitkilerde, biz de dahil tüm hayvanlarda. Günümüzde okyanusun en derinlerinden, yanardağ çevresinden, buzullardan, ya da canlı organizmalardan alınan örneklerde yeni virüs türleri keşfetmek mümkün.

Peki ya hastalık yapan virüsler?

Genel kanının aksine bütün virüsler hastalık yapıcı değil. Vücudumuzda; bağırsaklarımızda, derimizde ve hatta kanımızda bulunan virüsler var. Bu vücudumuzda bizimle yaşayan ve hastalık yapmayan virüs türleri bütününe virom adı verilmekte.

Hastalık yapan virüsler, hasta insanlardan alınan örneklerden elde edilip tanımlanabileceği gibi, eğer virüs sivri sinek ya da kene gibi başka bir hayvanı aracı yani vektör (taşıyıcı) olarak kullanıyorsa, bu hayvanlardan da elde edilip tanımlanabilir. Yine benzer şekilde, virüslerin çoğaldığı konak hayvanları inceleyerek yeni virüsler keşfetmek ve yeni virüslerin daha önce keşfedilmiş olan virüslerle genetik farklılıklarını incelemek mümkün.

İnsan bulaşıcı hastalıklarının başlıca kökenlerinden biri hayvanlar. Örneğin dang humması virüsü ve insan bağışıklık yetmezlik virüsünün (HIV) insanlara primatlardan geçtigi bilinirken son dönemde Afrika’da ölümlere yol açan Ebola virüsü ise yarasa kökenli [2].

Bugün yeni metagenomik gen dizileme teknikleri ile daha önce insana bulaşmamış virüsleri insana geçip hastalık yapıcı aşamaya gelmeden keşfetmek mümkün [3]. Meta çalışma, belirli bir konuda daha önceden yapılmış tüm çalışmaların toplanarak karşılaştırılmalı olarak analiz edilmesi demektir. Metagenomik gen dizileme ise, daha önceden birbirinden bağımsız araştırmalarda dizilenerek analiz edilmiş hastalık yapıcı virüs genomlarını birbiriyle karşılaştırarak aralarındaki benzerlikleri bulup, hastalık yapıcı gen parçacıklarını tayin etmeyi amaçlar.

Şimdi bir virüs keşif çalışmasına yakından bakalım;

Nathan Wolfe kendisini virüs avcısı olarak tanımlayan Amerikalı bir virolog. Dr. Wolfe on yıldan fazla bir süredir hem Afrika’da, Sahra çölünün güneyinde, hem de Güneydoğu Asya’da yeni virüs keşif araştırmaları yürütmekte. Dr. Wolfe özellikle hayvanlarla birebir temas halinde olan avcı toplumlarla çalışarak avcı ve avlanılan hayvanlarda bulunan virüsleri keşfetmeyi amaçlamakta. Dr. Wolfe ve ekibi rutin olarak toplanan örneklerle yapılan geniş kapsamlı analizler sonucu çok sayıda yeni virüs keşfine imza atmış durumda [2]. Kendisinin çalışmalarını anlattığı TED konuşması, şu bağlantıdan izlenebilir [4].

Yeni virüslerin keşfi ve daha önceden tanımlanmış olması, bir salgın hastalık durumunda hem virüsün bulaşma şeklinin bilinmesi, hem de erken uyarı sistemi geliştirerek kontrol altına alınması için önemli.

Peki nedir bu erken uyarı sistemleri?

Erken uyarı sistemleri, salgın hastalığa neden olan virüsün özelliğine göre değişmekle birlikte, gerekli görülürse hasta bireylerin karantinaya alınması, bu bireylerin temasta bulunduğu kişilerin tespit edilip muayeneden geçirilmesi, virüsün bulaşma şekline uygun tedbirlerin alınması, sağlık personelinin ve halkın salgın hastalık hakkında bilgilendirilmesi gibi bir dizi önlemi içerir [5].

Son dönemde, hastalık yapan ajanlar, hızla artan insan nüfusu ve gelişen ulaşım yolları sebebiyle, ortaya çıktıkları coğrafyada izole kalmıyor ve hızla geniş coğrafyalara yayılma olanağı bulabiliyor.  Hatırlarsanız Ebola virüsü salgını sırasında birçok uçak hastalık şüphesi nedeniyle durdurulmak zorunda kalmıştı.

Aynı zamanda, geçtiğimiz 30 yılda, yeni virüslerin ortaya çıkmasında ve daha önceden tanımlanmış bazı virüslerin yeniden salgınlara neden olmasında iklim değişikliğinin etkili olduğu da ortaya konulmuş durumda [6]. İklim değişikliği sonucunda, binlerce yıldır kutuplardaki buzullar ve toprak içinde donmuş olan, bir anlamda uykudaki antik virüslerin geri dönmesinden endişe edilmekte. Benzer şekilde, iklim değişikliği sonucu sıcaklık artışının bir çok virüsün taşıyıcısı olan sivrisinek, kene gibi vektör (taşıyıcı) canlıların yayılımını arttırarak kuzey ülkelerinin “güney” hastalıkları salgınlarına karşı daha duyarlı hale geleceği öngörülmekte [7].

Önümüzdeki yıllar, birçok yeni virüsün keşfine sahne olacak gibi görünüyor. Bu keşiflere tanık olmak için yerlerinizi alın ve bilimle kalın.

Yazar: Nazlı Ayhan

Editörler: Güney Akbalık, Bilge San

 

Görsel Kaynak

Yazının görseli Nazlı Ayhan tarafından  canva.com kullanarak hazırlandı.

 

Kaynakça

[1]        M. Woolhouse, F. Scott, Z. Hudson, R. Howey, and M. Chase-Topping, “Human viruses: discovery and emergence,” Philos Trans R Soc Lond B Biol Sci, ED-367(1604), pp. 2864-2871, 2012.

[2]        N.D. Wolfe, C.P. Dunavan, and J. Diamond, “Origins of major human infectious diseases,” Nature, ED-447(7142), pp. 279, 2007.

[3]        B.E. Dutilh, A. Reyes, R.J. Hall, and K.L. Whiteson, “Virus discovery by metagenomics: The (im) possibilities,” Frontiers in Microbiology, ED-8, pp. 1710, 2017.

[4]       https://www.ted.com/talks/nathan_wolfe_hunts_for_the_next_aids#t-711743

[5]        https://www.fraunhofer.de/en/press/research-news/2014/February/early-warning-system-for-epidemics.html

[6]        E. Gould, “Emerging viruses and the significance of climate change,” Clinical Microbiology and Infection, ED-15(6), pp. 503, 2009.

[7]        http://www.bbc.com/earth/story/20170504-there-are-diseases-hidden-in-ice-and-they-are-waking-up