Okuma süresi: 5 dk

Anadolu tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Anadolu’nun uzun tarihine bir göz atarsak karşımıza öncelikle Paleolitik dönemden (Eski Taş Çağı, MÖ 2 milyon – 10 bin yıl arası) Karain mağarası ve Pınarbaşı, Neolitik dönemden (Cilalı Taş Çağı, MÖ 10.000 – 5.500 arası) ise Çatalhöyük, Hacılar ve Boncuklu höyükleri çıkar. Sonrasında Hattiler, Hititler, Frigler, Urartular ve daha sayamayacağımız nice medeniyetin bu topraklara bıraktıkları izleri görürüz [1].

Neolitik dönemle beraber başlayan tarıma geçiş Anadolu’nın zengin tarih ve kültür geçmişinin en önemli kilometre taşlarından birini oluşturur. Peki Anadolu’daki avcı-toplayıcı halk nasıl oldu da birden tarım yapmaya başladı?

Şimdiye kadarki arkeolojik bulgulara göre Orta Anadolu’da tarımın ilk izleri MÖ 8.300 yıllarında ortaya çıkmıştır. İnsanlık tarihindeki ilk tarım toplumları ise Bereketli Hilal diye tabir edilen, Fırat, Dicle ve Nil ırmaklarının beslediği Irak, İsrail, Filistin, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Güneydoğu Anadolu’yu kapsayan bölgede yaklaşık 9.000-10.000 yıl önce yaşamıştır. İnsanların besin yetiştirmeye ve yerleşik hayata geçtikleri bu dönem Neolitik dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Bereketli Hilal’de başlayan bu yeni hayat tarzı daha sonra göçlerle ya da henüz bilinmeyen başka bir şekilde Avrasya’ya yayılmış ve bu bölgedeki avcı-toplayıcı alışkanlıkların yerini almıştır.

Orta Anadolu, Bereketli Hilal dışında tarımın en erken yapılmaya başlandığı bölgelerden biri olması açısından çok önemli bir konuma sahiptir. 2016’da Kılınç ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışma, Anadolu’daki çiftçilerin Avrupa’ya göç edip yerel toplumun yerini almasıyla tarımın Avrupa’ya yayıldığını göstermiştir [2]. Anadolu’da tarımın yaklaşık olarak ne zaman ortaya çıktığını arkeolojik kanıtlar bize gösterse de, ne şekilde ortaya çıktığı araştırmacıların üzerinde fikir birliğine varabilmiş olduğu bir konu değildi. Bu konuda iki farklı hipotez mevcuttu:

1) Bölgede yaşayan avcı-toplayıcı halk henüz bilmediğimiz bir şekilde yaşama alışkanlıklarını değiştirip besin üretmeye başladı.

2) Daha önceden tarım yapılmaya başlanan Bereketli Hilal’den Anadolu’ya doğru gerçekleşen göçler Anadolu’da tarımı başlattı.

Bu tip hipotezleri test etmek 20-30 yıl önce bilim insanlarının belki rüyalarında bile göremeyeceği bir şeydi. Hem antik DNA aradan geçen uzun zaman sebebiyle kırılıp parçalandığı için güvenilir veri elde etmek güçleşmekte , hem de bu tip verileri analiz etmek için çok yüksek bilgisayar gücü gerekmekteydi.

Feldman ve arkadaşları, Anadolu’da tarımın nasıl ortaya çıktığı sorusuna DNA analizi yoluyla yanıt aradıkları çalışmayı mart ayında Nature Communications dergisinde yayınladı [3]. Bu çalışmada, Pınarbaşı, Boncuklu ve Bereketli Hilal bölgelerindeki arkeolojik kazılarda bulunan insan kemiklerinden elde edilen antik DNA, yeni nesil DNA dizileme teknikleriyle karşılaştırmalı olarak analiz edildi. Bu çalışmada Pınarbaşı (1 birey, MÖ 13.642-13.073) tarım öncesi avcı toplayıcı bireyi, Boncuklu (5 birey, MÖ 8.300-7.800) erken Neolitik Çömlek Öncesi Anadolu çiftçiyi, Bereketli Hilal (2 birey, Güney Levan, MÖ 6.685- 7.700) ise erken Neolitik insanı temsil ediyor. 3 farklı bölge ve zaman diliminden elde edilen bu genetik veri arasındaki benzerlik ve farklılıklar, Anadolu’da tarımın alışkanlıkların değişmesi sayesinde mi, yoksa göç sayesinde mi ortaya çıktığını anlamaya yardımcı olabilecekti.

Çalışma sonuçları Pınarbaşı kazılarından elde edilen avcı toplayıcı DNA’sı ve Boncuklu’dan elde edilen erken Neolitik çiftçi DNA’sı arasındaki genetik sürekliliğin %90 oranında olduğunu göstermektedir. Başka bir deyişle, Anadolu’daki gen havuzu* neredeyse 7.000 yıl boyunca çok değişmemiştir. Eğer başka bir bölgeden (Bereketli Hilal) çok ciddi bir göç dalgası olsaydı, Bereketli Hilal ve Boncuklu kazılarından elde edilen DNA’lar arasındaki benzerliğin daha yüksek olması beklenirdi. Oysa çalışma sonuçlarına göre Bereketli Hilal’deki örneklerle Boncuklu’daki erken Neolitik çiftçileri arasındaki süreklilik ise %20 civarında bulunmuştur. Bu sonuçlar ise göçlerin etkisinin çok kısıtlı olduğunu, Anadolu’daki avcı toplayıcıların yaşam biçimlerini değiştirip tarım yapmaya başladıklarını göstermektedir.

Bu çalışma Anadolu’nun tarımın yayılmasında sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda avcı-toplayıcıların tarımsal hayat tarzına geçiş için yeni fikir ve teknolojileri geliştirdiği bir yer olduğunu göstermesi açısından çok önemli. Ne yazık ki, bundan 10.000 yıl önce tarımın ilk tohumlarının atıldığı bu topraklarda son yıllarda yaşanan iklim değişikliği, yetersiz tarım politikaları ve kentleşme baskısı, tarımsal üretim üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Avcı-toplayıcı atalarımızın neredeyse sıfırdan başlattığı bu tarım serüvenini sürdürülebilir bir hale getirebilmek için onlardan alacağımız çok ders var gibi gözüküyor.

Gen havuzu: Bir popülasyondaki* tüm bireylerin taşıdığı genetik bilginin toplamıdır.

Popülasyon: Ortak yaşam alanı paylaşan bir türe ait tüm bireylerin toplamıdır.

 

Kaynakça

  • http://www.anadolumedeniyetlerimuzesi.gov.tr/ websitesine 20 Mayıs 2019 tarihinde erişilmiştir.
  • Kılınç, G. M. et al. “The demographic development of the first farmers in Anatolia”.Current Biology, 26(19), 2659-2666, 2016.
  • Feldman, M. et al.,”Late Pleistocene human genome suggests a local origin for the first farmers of central Anatolia”. Nature communications,10(1), 1218, 2019.

Yazar: Tuba Bucak

Editör: Aslıhan Karabacak, Bilge San

Görsel: Maxime Dalpe